"Risaletü’n-Nur’un kerametinin bu havalide zuhur eden çok tereşşuhatından bir iki hadise beyan ediyorum." Kerametleri yazma nedeni nedir?
Değerli Kardeşimiz;
Bediüzzaman Said Nursi'nin, Risale-i Nur hizmeti etrafında şekillenen bu harika hâlleri; keramet veya inayetleri kaleme almasının arkasında çok derin ve stratejik hikmetler yatar. Üstad, şahsına yönelik övgülerden kaçınmasına rağmen bu durumları şu temel nedenlerle beyan etmiştir:
Şahsa Değil, Kur'an Hizmetine Ait Olduğunu İspatlamak
Üstad bu noktada çok hassas bir ayrım yapar. Bu harikaların kendi şahsının bir mahareti olmadığını, doğrudan doğruya Risale-i Nur'un Kur'ani ve hakkaniyetine ait bir ikram-ı ilahi olduğunu vurgular. Yani amaç, şahsını yüceltmek değil, talebelerin ve muhtaçların dikkatini davaya çekmektir.
Talebelere Kuvve-i Maneviye Vermek
Risale-i Nur'un yazıldığı dönemler, baskıların ve imkânsızlıkların en yoğun olduğu zamanlardı. Talebelerin şevkinin kırılmaması, doğru yolda olduklarına dair kalplerinin mutmain olması için bu tereşşuhatlar birer teşvik unsuru olarak kullanılmıştır. Bu, bir komutanın zor şartlardaki askerlerine müjdeler vermesi gibidir.
"Tahdis-i Nimet" Sırrı
İslam ahlakında Allah'ın verdiği bir nimeti gizlemek bazen nankörlük sayılabilir. Üstad, bu harikaları tahdis-i nimet maksadıyla anlatır. "Bakınız, biz aciz ve zayıf olduğumuz halde, Rabbimiz bu hizmeti mucizevi bir şekilde himaye ediyor." mesajını verir.
Hizmetin Makbuliyetine İşaret
Bu hadiseler, Risale-i Nur hizmetinin Arş-ı Alâ ile bağlantılı ve rıza-yı İlahiye uygunluğunu teyit eder. Maddi sebeplerin sustuğu yerde manevi inayetlerin konuşması, o hizmetin doğruluğuna dair semavi bir imza hükmündedir.
Özetle; Üstad kendi şahsını bir hiç olarak görürken; Risale-i Nurların bu zamanın bir mucize-i maneviyesi olduğunu ifade eder. Kerametlerin beyan edilmesi, şahsî bir gurur vesilesi değil; aksine Kur'an hizmetinin sahipsiz olmadığını gösteren bir ilan-ı hakikattir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü