"Bediüzzaman, beşeri, Risale-i Nur’la sefahet ve dalaletten kurtarırken, korku ve dehşet vermek tarzını takip etmiyor." cümlesi ne demektir?

Soru Detayı

- Siz hadislerde de haramlar Cehennemden haber verir, ceza vardır, demiştiniz. Bu hassasiyeti olan insanı korkutur. Burada korku dili üretmemek başka bir şey mi?
- Hiç Cehennemden bahsetmeden, korkutmadan din anlatmaktan mı bahsediyor burada Üstad, ama bu da dinle uyumlu değil, havf ve recâ lazım. Ya da dengeyi kaçırıp sürekli sürekli Cehennemden bahsetmek mi, bu zaten etkisini yitirir. Ne dersiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bediüzzaman, beşeri, Risale-i Nur’la sefâhet ve dalâletten kurtarırken, korku ve dehşet vermek tarzını tâkip etmiyor. Gayr-i meşru bir lezzetin içinde, yüz elemi gösterip hissi mağlûp ediyor. Kalb ve ruhu hissiyata mağlûp olmaktan muhafaza ediyor." (Sözler, Konferans)

Üstad’ın buradaki yaklaşımı korkuyu tamamen yok saymak değil, korkunun kaynağını ve işleyişini değiştirmektir. Şöyle özetleyebiliriz:

  • Akıbetten Korkutmak Yerine "Amel İçindeki" Azabı Göstermek

Geleneksel vaaz dili genellikle "Bunu yaparsan ileride cehenneme gidersin." diyerek uzak bir gelecekten haber verir. Bu ise insana kısa bir zaman tesir eder, lakin uzun vadede yine insanın gevşemesine vesile olur. Ayrıca Allah "Gafur ve Rahim'dir" diyerek günahlara devam edebilir. Üstad ise pedagojik bir devrim yaparak, haram olan o fiilin tam o andaki, içindeki manevi azabı gösterir. Yani dışarıdan bir polis korkusu değil, günahın içindeki zehirli lezzeti fark ettirerek kişiyi o günahtan iğrendirir. Yani günahla kendisine verilen peşin cezanın ağırlığını gösterir.

Bu da bir havf ve ceza şeklidir; dolayısı ile havf ve reca dengesi bozulmuş olmuyor. Bu asırda maddeperestlik dem ve damarlara çok fazla işlediği için akıbet ile korkutmak tesirini yitirmiş. Yerine dünyevi ve peşin cezaları göstermek bir ihtiyaç halini almıştır.

  • Kalbi ve Ruhu Uyandırmak

İnsan bazen gelecekteki cehennemden korksa da nefsin o anki şiddetli arzusu bu korkuyu bastırabilir. Üstad, gayrimeşru lezzetin içindeki yüz elemi (pişmanlık, haysiyet kaybı, manevi boşluk vb.) göstererek hissi mağlup eder. Böylece insan, "yanacağım" diye değil, "şu an zaten acı çekiyorum ve bu çirkin bir şey" diyerek vazgeçer.

  • Havf ve Reca (Korku ve Ümit) Dengesi

Üstad, cehennemle uyarmayı inkâr etmez; aksine Risale-i Nur’da Cehennem’in varlığını aklen ispat eder. Ancak onun metodu dehşet verip ümitsizliğe düşürmek değil, hakikati gösterip muhafaza etmek üzerinedir.

Korku dili üretmemek: Sürekli kırbaç göstererek terbiye etmek değildir.

Fıtri metod: Zehrin tadının acı olduğunu bizzat hissettirerek, kişinin kendi isteğiyle o zehirden kaçmasını sağlamaktır.

Özetle: Üstad'ın yöntemi, cehennemden bahsetmemek değil; günahın dünyadaki manevi cehennemini göstererek, kişiyi daha dünyadayken o günahtan soğutmak ve böylece ebedi cehennemden korumaktır. Bu durum havf ve reca dengesini bozmaz, aksine daha tahkiki ve sarsılmaz bir hâle getirir.

Eski zamanda iman tam olduğu için; akıbet ile korkutmak kişilerin ıslahı için yeterliydi, ama bu zamanda bu mana çok zayıfladı ve insanlar dünyanın peşin ve hazır lezzet ve cezasına odaklanır hâle gelmiş ve akıbeti de kendine uzak görmektedir. Üstad bu gibi değerlendirmelerle hem günahlardaki hazır elemi ve cezayı hem de bu hazır elemin ahirette verilecek cezanın da habercisi olduğunu ispat ederek, insanın uyanmasına ve kendine gelmesine yol açmaktadır.

Üstad bu konuyu şöyle özetlemektedir: "Dünyada masiyetin akıbeti, ikab-ı uhreviye delildir."

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 154
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...