"Muhabbet çendan ihtiyari değil." Ne demektir? Biz irademizle sevmiyor muyuz?
Değerli Kardeşimiz;
"Muhabbet çendan ihtiyarî değil. Fakat, ihtiyar ile muhabbetin yüzü bir mahbuptan diğer bir mahbuba dönebilir..." (Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf)
Sevgi, kalbin bir şeye meyil etmesidir. Bir güzelliği gördüğümüzde, bir iyiliğe şahit olduğumuzda veya bir kemal hissettiğimizde kalbimiz oraya doğru akar. Bu akış, düğmeye basıp sevme kararı almak gibi işlemez. Güzellik kalbi kendine çeker; kalp de bu çekime kayıtsız kalamaz. Dolayısıyla, sevginin başlangıç noktası genellikle irade dışıdır.
"İhtiyarî Değil" Ne Demektir?
Bu ifade, sevginin bir sonuç olduğunu hatırlatır. Mesela:
- Aç bir insanın yemeği sevmesi ihtiyarî değildir; bu fıtrî bir ihtiyaçtır.
- Bir anne-babanın evladını sevmesi seçime bağlı değildir; bu bir şefkat fıtratıdır.
- Gözün güzel bir manzaradan lezzet alması iradeyle değil, o gözün yaratılış özelliklerindendir.
Yani bir şeyin içindeki cemal, kemal veya ihsan kalbe dokunduğunda, kalp onu sevmeye mecbur kalır. Bu yönüyle sevgi, iradenin bir emri değil, fıtratın bir neticesidir.
İradenin Rolü Hiç mi Yok?
İnsan iradesi sevginin oluşmasında değil, daha çok sevginin yönlendirilmesinde ve terbiyesinde devreye girer. Şöyle ki:
Yüzünü Çevirmek: İrademizle o sevilecek şeye bakmayabiliriz veya ondaki güzelliği görmezden gelebiliriz.
Aklı Kullanmak: Bir şeyi severken, o şeyin geçici olduğunu veya aslında o güzelliğin ona ait olmayıp Allah’ın bir tecellisi olduğunu düşünmek iradenin elindedir.
Muhabbeti Tasfiye Etmek: İrade, kalbe giren o sevgiyi Lillah süzgecinden geçirmekle görevlidir. Yani "Bunu seviyorum ama neden seviyorum?" sorusunu soran ve o sevgiyi meşru dairede tutan iradedir.
Özetle
Birini veya bir şeyi ilk bakışta sevmek ya da ona karşı bir sıcaklık hissetmek elimizde olmayabilir; bu fıtrîdir. Ancak bu sevginin peşinden gidip gitmemek, onu kalbin merkezine oturtup oturtmamak veya o sevgiyi Allah’ın rızasına uygun bir hale getirip getirmemek bizim cüzi irademizin sorumluluğundadır.
Üstad Bediüzzaman’ın bu minvaldeki yaklaşımlarında vurguladığı gibi; madem muhabbet her ne kadar ihtiyarî değildir, o halde insan bu istidadını asıl sahibi olan Allah’a yönlendirmekle mükelleftir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Yazınıza göre mecazi aşklar, haram ilişkilerin başlangıcındaki kalbte oluşan aşk, hoşlanma iradi değil o zaman. İradi değilse mücazat nasıl olacak?