"Nur fabrikasından her nevi teçhizatı almak farz olduğunu bilip..." Buradaki teçhizat nedir, Risalelerden istifade farz mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Beşerin pek ziyade ayağını kaydıran şu asırda, gayetle harika ve fevkalhad cihazat ve malzemeyi neşreden Nur fabrikasından her nevi teçhizatı almak farz olduğunu bilip, her türlü senâ ve sitâyişe bihakkın sezâ ve lâyık bulunan ve hiçbir suretle riyâya hamli imkânsız olan müessese sâhib-i âzamına, ne derecelerde ifâ-yı şükran ve arz-ı minnetdarî eylesem, yine hakkıyla vazife-i zimmetime edâ etmiş olamayacağım..." (Barla Lâhikası, 31. Mektup: Yine Sabri'nin)

Buradaki teçhizat; maddi bir silah, araç veya gereç değildir. Metinde geçen "beşerin pek ziyade ayağını kaydıran şu asır" ifadesi, bize ipucunu veriyor. İçinde bulunduğumuz modern asır; dinsizlik akımları, felsefi şüpheler, ahlaki bozulmalar ve her yönden imana saldıran manevi tehlikelerle doludur.

İşte bu dehşetli manevi savaş meydanında, bir müminin imanını koruyabilmesi için ihtiyaç duyduğu akli deliller, kalbi ikna edici bürhanlar, Kur'anî hakikatler ve manevi sığınaklar birer teçhizattır. Risale-i Nur, bu asrın şüphelerine karşı Kur'an eczanesinden sunulan manevi bir zırh ve donanımdır.

Fıkhi bir kaide olarak, "Risale-i Nur okumak farzdır." şeklinde dini bir hüküm yoktur ve olamaz. Buradaki farz ifadesini kelimesi kelimesine bir fıkıh terimi olarak değil, imanî bir zaruret ve manevi bir ihtiyaç penceresinden okumak gerekir.

İslamiyet'te farzlar Kur'an ve Sünnet ile sabit olan ibadet ve mükellefiyetlerdir. Ancak burada kastedilen manayı anlamak için fıkıhtaki şu meşhur kaideye bakmak gerekir: Bir farzın yerine getirilmesi için kendisine bağlı olan şey de farzdır. Yani mesela namaz farzdır, onu yerine getirmek için abdest almak da farzdır...

Her müminin kendi imanını kurtarması, muhafaza etmesi ve şüphelerden koruması, üzerine farz-ı ayndır; yani her bir bireyin bizzat yapması gereken kesin vazifelerdir. Eğer bir insan, yaşadığı asrın şüpheleri karşısında imanını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorsa ve bu tehlikeye karşı imanını ancak bu asrın fevkalade bir tefsiri olan bu eserlerle ikna edip koruyabiliyorsa, o kişi için bu eserlerden istifade etmek imanı koruma farziyetinin bir vesilesi haline gelir.

Mektubu yazan Sabri Ağabey, kendi dünyasında bu ihtiyacı o kadar şiddetli hissetmiştir ki, "Bu asırda imanımı muhafaza edecek teçhizatı buradan almak benim için kaçınılmaz bir görev, adeta bir farz gibidir." hissiyatıyla bu kelimeyi kullanmıştır. Yani buradaki farz ifadesi, dini bir kanun koymak değil; imanı kurtarmanın bu zamandaki ehemmiyetini ve o eserlere olan hayati ihtiyacı vurgulamak için bir şiddetli ihtiyaç ve iştiyak ifadesidir.

Özetle; buradaki mana: İnsanlığın imanının her taraftan sarsıldığı bu asırda, bir müminin iman kalesini tahkim etmesi şarttır. Nur fabrikası yani Risale-i Nur'dan o imanî teçhizatı ve hakikatleri almak, imanı muhafaza etme görevinin bu zamandaki en etkili ve elzem bir yoludur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 91
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

denizm

“İlim talep etmek / öğrenmek her Müslümana farzdır.” hadisince de, Risaleler de mârifeti--i İlâhiye olduğu için de demiş olabilir sanırım..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Gökhanyasa

İmanı korumak veya kuvvetlendirmek farz mıdır ? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Evet, farzdır.

İslam inancına göre imanı korumak, onu tehlikeye atacak durumlardan kaçınmak ve ibadetler ile salih amellerle kuvvetlendirmek her Müslüman üzerine düşen kesin bir yükümlülüktür (farzdır).

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...