"İtikadat-ı imaniyeye giren meseleleri tasrihle ve tekrarla ihbar etmek ve açık bir surette tebliğ etmek..." Peygamberimizin geliş müjdeleri "itikadat-ı imaniyeden" değil midir?
Değerli Kardeşimiz;
"لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ إِلاَّ اللّٰهُ düsturuna karşı hürmetsizlik ve itaatsizlik etmemek içindir ki, medâr-ı teklif ve hakaik-i imaniyeden başka olan umûr-u gaybiyeden izn-i Rabbânî ile haber verenler dahi, yalnız işaret suretinde perdeli ve kapalı ihbar etmişler. Hatta Tevrat ve İncil ve Zebur’da Peygamberimiz hakkında gelen müjdeler ve haberler dahi bir derece perdeli ve kapalı gelmiş ki, o kitapların bir kısım tâbileri te’vil edip iman etmediler. Fakat itikadât-ı imaniyeye giren meseleleri tasrihle ve tekrarla ihbar etmek ve açık bir surette tebliğ etmek hikmet-i teklifin muktezası olduğundan, Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyan ve Tercüman-ı Zîşânı (a.s.m.) umûr-u uhreviyeden tafsilen ve hâdisât-ı istikbaliye-i dünyeviyeden icmalen haber vermişler." (Şualar, Beşinci Şua, Birinci Makam)
"Umûr-u gaybiye" (gaybî işler):
Bunlar, doğrudan imanın esasını teşkil etmeyen, Allah'ın hususi bilgisine ait ve gelecekle ilgili bilgilerdir. Yalnızca Allah'ın bildiği bu bilgilere saygısızlık etmemek için, izinle haber veren peygamberler bile bunları kapalı ve işaretli bir şekilde bildirmişlerdir. Tevrat, İncil ve Zebur'daki Hz. Muhammed (asm) ile ilgili müjdelerin bu şekilde kapalı gelmesi bu yüzdendir.
"Hakaik-i imaniye" (iman hakikatleri) ve "itikadât-ı imaniye" (iman inançları):
Bunlar, bir Müslüman'ın iman etmesi gereken, dinin temelini oluşturan esaslardır (Allah'a, peygamberlere, kitaplara vb. iman). Bu tür meseleler, insanları sorumlu tutmanın (hikmet-i teklifin) gereği olarak açık, net ve tekrarlı bir şekilde tebliğ edilmiştir.
Peygamberimizin Gelişi Hakaik-i İmaniyeden midir?
Evet, Peygamberimiz Hz. Muhammed'e (asm) iman etmek, dinin en temel iman esaslarından biridir. Onun peygamberliğine iman, "iman esasları" içinde yer alan peygamberlere iman rüknünün en önemli ve son halkasıdır. Dolayısıyla, Peygamberimizin gelişi başlı başına bir "hakikat-i imaniye"dir.
Peki, Tevrat, İncil ve Zebur'daki Müjdeler neden kapalı gelmiştir?
Peygamberimize (asm) iman etmek temel bir inançtır ve bu imanın tebliği açık olmalıdır. Ancak buradaki metnin vurgusu biraz farklı bir noktadadır. Metinde, Kur'an'ın Hz. Peygamber'i (asm) açıkça haber verdiği belirtilirken, önceki kutsal kitaplardaki müjdelerin neden perdeli geldiği açıklanmaktadır.
Bu durumun arkasındaki hikmet, önceki peygamberlerin kendi dönemlerinde verdikleri müjdelerin, gelecekteki bir "gaybî" olay olmasıyla ilgilidir. Onların zamanında bu müjdeler, henüz gerçekleşmemiş bir bilgiydi. Bu nedenle, o dönemdeki Tevrat, İncil ve Zebur'a muhatap olanlar için bu haberler, temel iman esaslarının bir parçası olmaktan ziyade, geleceğe ait, gizli bir işaret niteliğindeydi. Bu perdeli anlatım, aynı zamanda, her dönemin peygamberinin kendi dönemine has imtihanını ve Allah'a olan tam teslimiyetini de vurgular. Dolayısıyla akla kapı açacak, fakat ihtiyarı elden almayacak bir şekilde bilgi vermek icab eder.
Ancak, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (asm) risaletinin zuhuru ve Kur'an'ın nazil oluşuyla birlikte durum değişmiştir. Artık onun (asm) peygamberliği, geleceğe ait bir müjde değil, gerçekleşmiş bir hakikattir. Bu nedenle Kur'an, iman esaslarının bir gereği olarak, onu (asm) açık ve net bir şekilde tebliğ etmiş ve bu imanı "teklifin" (sorumluluğun) bir şartı haline getirmiştir.
Özetle; önceki kitaplardaki müjdeler, geleceğe dair gaybî bir haber niteliği taşıdığı için perdeli ve kapalı bir üslup ile ifade edildi. Kur'an'ın gelişi ve Peygamberimizin (asm) risaletiyle, bu müjdeler gerçekleşmiş bir iman hakikati hâline gelmiştir ve bu nedenle açıkça tebliğ edilmiştir. Bu hikmet, Allah'ın her şeyi yerli yerine koyduğunu ve her döneme özel bir imtihan kurgusu olduğunu gösterir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Risalelerde çokça geçen "akla kapı açmak" ifadesini nasıl anlayabiliriz?
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü