"Kainatın Sanii, Vahid-i Ehad bilinse, bütün kainattaki kemalat ve cemaller, o Sani-i Vahidde bulunan kudsi kemalatın ve cemallerin gölgeleri ve cilveleri..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"HAŞİYE: Hattâ hadsiz kemal ve cemâl-i İlâhînin tahakkukuna en zâhir burhan ve en kuvvetli bir delil, vahdettir. Çünkü kâinatın Sânii, Vâhid-i Ehad bilinse, bütün kâinattaki kemâlât ve cemaller, o Sâni-i Vâhid'de bulunan kudsî kemâlâtın ve cemallerin gölgeleri ve cilveleri ve işaretleri ve tereşşuhatları olduğu bilinecek. Yoksa, kâinatın kemâlâtı ve cemalleri, mahlûkata ve şuursuz bir kısım esbaba ait kalacaktı. O vakit, akl-ı beşer nazarında, kemâlât-ı İlâhiyenin hazine-i sermediyesi anahtarsız, meçhul kalırdı." (Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Dördüncü Nükte.)
Evet, vahdet ve tevhid nazarı bir anahtar gibi bütün kâinatın sırlarını ve manalarını açıyor. Akıl ile görülmesi mümkün olmayan sırları, incelikleri ve nurları akla gösterip ispat ediyor. Gözünde vahdet gözlüğü olmayan birisi kâinatın umumunda görünen cemal ve kemali asıl kaynağı olan sonsuz cemal ve kemale irca edip götüremiyor. Ve sonunda o cemal ve kemalleri sebeplere, tesadüfe veya tabiata vererek manasız, abes ve çirkin bir tablo sergiliyor. Ve kâinat onun nazarında dağılıp belirsiz hâle geliyor.
Vahdet gözlüğü ise, kâinattaki dağınık cemal ve kemalleri toplayıp Allah’ın sonsuz cemal ve kemaline bir mirsad, bir kıyas ve bir mizan yaparak, insanın nazarını ve teveccühünü Allah’a çeviriyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar