"Alem-i Vücub" ile "Alem-i Vücubun Künuzu" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şu kâinatın Sani’-i Zülcelali, Vâcib-ül Vücud’dur. Yani: Onun vücudu zâtîdir, ezelîdir, ebedîdir, ademi mümteni’dir, zevali muhaldir." (Mektubat, Yirminci Mektup, İkinci Makam.)

Nur Külliyatından naklettiğimiz bu ifadede Vacib-ül Vücud’un sıfatlarından bazıları nazara verilir. Bu yapılırken, mümkin varlıkların da özelliklerine kapılar açılır.

İmkân, bütün mahlukat âlemini; vücub ise zat, şuunat, sıfat, efal ve esmanın tümünü ifade eder.

Mahlukatın varlığı “mümkin,” Allah’ın varlığı ise vaciptir; yani varlığı zatındandır, ezelidir, ebedidir, olmaması muhaldir. Allah’ın varlığı kadîmdir, evveli yoktur; bakidir, ahiri yoktur. Onun mukaddes varlığı hiçbir mahlukunun varlığına benzemez, hepsine muhaliftir. Yine onun varlığı vaciptir, başkasının var etmesiyle var olmadığı gibi, devamı da başkasının yardımıyla değildir.

Mümkin, “olup olmaması müsavi olan” şeklinde tarif edilir. Bütün mahlukat bu gruba girer. Yaratılan her mahlukun, var olması yoklukta kalmasına tercih edilmiş demektir.

Mümkin vücut ise bütün mahlukatın vücutlarıdır. Bunlar Allah’ın var etmesiyle var oldukları gibi, O’nun yok etmesiyle de varlık sahasından silinirler. Bütün mahlukat âlemi Allah’ın varlığına birer delil, birer şahittirler. Onları, yoklukta bırakmayıp varlık âlemine çıkaran, ancak varlığı vacib olan Allah’tır. Yani, mümkinlerin var olmaları, ancak Vacibin irade etmesi ve yaratmasıyladır.

Vacibin sıfatlarından birisi, “zatî olmak”, yani bir başkasının var etmesiyle var olmayıp, varlığı kendi zatından olmaktır. Mümkin sınıfına giren bütün mahlukatın ise, varlıkları kendi zatlarından değildir.

Vacip olan, ezelî ve ebedîdir. Mümkin, ise sonradan yaratılmıştır ve varlığının bir sonu vardır.

Vacip, mutlak ve nihayetsiz bir kemale sahiptir; mümkin ise ilk noktadan bir kemal noktasına doğru durmadan ilerler, o noktaya vardıktan sonra zevale meyleder.

Nur Külliyatında Cenab-ı Hakk’ın kutsî mahiyetinin hiçbir varlığın mahiyetine benzemeyeceği ifade edilirken şöyle denilir:

"... ne zatında, ne sıfatında, ne ef’alinde naziri yoktur, misli olmaz, şebihi yoktur, şeriki olmaz." (Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte.)

Allah’ın zatı vacip olduğu için mümkin olan zatlara benzemez; sıfatları da vacip sıfatlarıdır, onlar da mümkinin sıfatlarına benzemezler.

Cenab-ı Hak, vehimlerin tasavvurundan ve zihinlerin takdirinden, yani akıl ve fikrin ihatasından münezzehtir. Cenab-ı Hak, suret ve cisim olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez. İnsanın kalbi, zihni, aklı ve hayalî mahluk olduklarından, onlara gelen her şey de mahluktur. Bu bakımdan, Cenab-ı Hak, zatında, sıfatlarında, fiillerinde mahlukata benzemez. Zira Hâlık'ın hakikati başka, mahlukatın mahiyeti başkadır.

Hiçbir eserin, ustasına benzemediği bilinen bir gerçektir. Mesela, bir saat ne zatı ne mahiyeti ne sıfat ve fiilleri itibariyle ustasına benzemez. Bunların her ikisi de mahluk cin­sinden oldukları halde, aralarında bu kadar büyük bir mahiyet farklılığı vardır. O halde, bütün varlıkların Hâlık'ı olan Cenâb-ı Hakk'ın kudsî mahiyeti elbette ki, onun (c.c) yarattığı hiçbir mahlukun mahiyetine benzemez. Zira Cenab-ı Hak, maddeden münezzeh, zaman ve mekânla kayıtlı olmayan bütün sıfatları sonsuz ve mutlak olan ezelî ve ebedî bir Zat-ı Akdes'tir.

Allah’ın zatı hakkında ne düşünülse, bu düşünce aklın bir mahsulü olacaktır. Akıl mahluk olduğu gibi, düşündüğü şey de mahluk olur. Allah’ın zatının kutsî mahiyetini ancak kendisi bilir.

Allah, bizleri imana, marifete, muhabbete götürecek pek çok duygularla, latifelerle donatmış. Bu yaratılışımız sayesinde pek çok hakikatlere muhatap olabiliyoruz. Bunlardan birisi de Allah’ın zatının bilinmezliği. Zira henüz bedenimizde tasarruf eden ruhumuzun mahiyetini bilmekten aciziz.

Âlem-i vücubun künûzu ise; esma-i ilahiyedir. "Künuzu esma-i ilahiye" ifadesi yine Ene Risalesinde geçen bir cümledir. Zira bütün varlıkların kaynağı esma-i ilahiyedir. Üstad'ın ifadesiyle; “Hakiki hakaiki eşya esm-i ilahiyedir.”

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
A
Okunma sayısı : 11.594
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...