"Ey sabırsız nefsim! Acaba geçmiş günlerdeki ibadet külfetini ve namazın meşakkatini ve musibet zahmetini bugün..." Namaz kılamamanın sebebi sadece sabırsızlık hali midir?
- İbadet cihetinde yalnız günü düşünmenin faydası nelerdir? İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Namaz kılmamanın elbette ki tek sebebi tembellik ve sabırsızlık değildir; inanç zayıflığından, büyük günahlara müptela olmaya, vesveseden yeise kadar uzanan bir dizi sebep sayılabilir. Ancak, bu derste “Namaz iyidir. Fakat her gün her gün beşer defa kılmak çoktur. Bitmediğinden usanç veriyor.” sözüne cevap verildiği için, öncelikle sabırsızlık üzerinde durulmuş oluyor.
"Madem hakikat böyledir. Âkıl isen, ibadet cihetinde yalnız bugünü düşün. Ve 'Onun bir saatini, ücreti pek büyük, külfeti pek az, hoş ve güzel ve ulvî bir hizmete sarf ediyorum.' de. O vakit senin acı bir füturun, tatlı bir gayrete inkılâb eder."(1)
İnsan, Üstad'ın tavsiyesine uyarak “bütün ömrünü bulunduğu gün” bilse, fâni dünya için harcadığı yirmi üç saat yanında ebedî âlem için de hiç olmazsa, bir saat ayırması nefsine fazla ağır gelmeyebilir.
Ayrıca insan ibadetin ahiretteki çok büyük kârını düşünerek sabır gücüne güç katar ve ibadetlerini büyük bir şevkle ifa eder. Ücreti çok, külfeti az olan bir işi görmek insana her zaman cazip gelir.
Günde beş defa kılınan ve hepsi toplam bir saat süren bir namaza mukabil, kabir azabından cehennem azabından kurtulmak, cennet gibi ebedî bir nimete mazhar olmak büyük bir saadettir.
İnsan sabır kuvvetini doğru ve istikametli bir şekilde kullanırsa, hem ibadetlerini düzgün yapar hem musibetlere karşı metanetli olur, hem de günahlardan kendini muhafaza eder. Allah, her insana bu sabır kuvvetini ihsan etmiş; yeter ki biz bu kuvveti yukarıda izah edildiği şekilde istikamet üzere kullanalım...
1) bk. Sözler, Yirmi Birinci Söz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"geçmiş günlerdeki ibadet külfetini ve namazın meşakkatini ve musibet zahmetini bugün.."
Geçmişte ibadet edildiyse bu ferah verir. Bunun külfet, meşakkati zaten kalmamış niye bugüne etki etsinki?
İnsan geçmiş günlerde kıldığı namazın yaptığı ibadetlerin meşakkatini düşünerek nasıl ızdırap çeker/çekebilir?
Bu ifade, insan psikolojisinin zaman algısı ve "vehim" (kuruntu) gücüyle ilgili derin bir tahlili barındırır. Normal şartlarda geçmişte kalmış bir zahmetin bitmiş olması bir ferahlık sebebi olmalıyken, insanın bazen bu yükü zihninde yeniden canlandırarak bugüne taşıması şu noktalardan kaynaklanabilir:
"Yorgunluk Bakiyesi" Yanılsaması
İnsan zihni, bazen geçmişte harcadığı eforu bir "kayıp" veya "tükenmişlik" olarak algılama eğilimindedir. Kişi, geçmişte yıllarca her gün beş vakit namaz kıldığını, soğukta abdest aldığını veya zor zamanlarda sabrettiğini düşündüğünde; o anların toplam yorgunluğunu sanki hala omuzlarındaymış gibi hisseder. Bu, bitmiş bir işin meyvesine (sevabına) odaklanmak yerine, o işin yapımı esnasındaki "ter dökme" kısmına takılıp kalmaktır.
Teessüf ve "Keşke" Duygusu
Geçmişteki ibadetlerin meşakkatini düşünmek, bazen gizli bir şikayete dönüşebilir. "Ne kadar çok yorulmuşum, ne kadar zahmet çekmişim" düşüncesi, o ibadetin manevi lezzetini gölgeleyerek kişiye ağır bir yükmüş gibi görünmeye başlar. Bu durum, ibadetin ruhundan uzaklaşıp sadece fiziksel bir "iş" olarak görülmesinden doğan bir ızdıraptır.
Enerjinin Yanlış Dağılımı
Metinde vurgulanan temel mantık şudur: Sabır kuvveti, "şu an" için verilmiştir. Ancak insan;
Geçmişin zahmetini hayalen bugüne getirir,
Geleceğin yükünü hayalen bugüne yığar,
Sonuçta şu anki sabır kuvveti bu hayali yüklerin altında ezilir.
Geçmişteki namaz aslında bitmiştir; zahmeti gitmiş, lezzeti ve sevabı kalmıştır. Onu düşünerek üzülmek, bitmiş bir savaşı hayalinde tekrar yaşayıp yaralanmaya benzer. Akıl dışı olan kısım burasıdır: Mevcut olmayan bir yükün ağırlığını bugünkü ruhunda hissetmek.
Nefsin Bir Savunma Mekanizması
Nefis, ibadetten kaçınmak veya gevşeklik göstermek için geçmişteki yorgunlukları birer "mazeret" veya "bıkkınlık gerekçesi" olarak sunabilir. "Zaten çok yoruldum, çok fedakarlık yaptım" diyerek geçmişteki emeği bir ızdırap kaynağı gibi gösterip, bugünkü şevki kırmaya çalışır.
Özetle; geçmiş günlerin zahmetinden ızdırap çekmek, zamanın ve sabrın kimyasına aykırı hareket etmektir. Akıllı bir insan, geçmişin yorgunluğunu "elhamdülillah geçti, meyvesi kaldı" diyerek şükre çevirirken; nefis, o yorgunluğu bugüne bir "külfet" olarak taşımaya çalışır. Metin, bu psikolojik hataya dikkat çekerek sabrın sadece "an" üzerine yoğunlaştırılması gerektiğini hatırlatır.