"Ve mutabık-ı mukteza-yı hâldir ki; belagatin tarifidir ve esasıdır ve israf-ı kelam olan mübalağadan münezzehtir." İzah eder misiniz?
- Kur’ân’ın binlerce ayeti ile ve sürekli bir şekilde kâfirleri şikâyet etmesi ve onları büyük bir azap ile tehdit etmesi, edebiyat ve belagat açısından bir ölçüsüzlük, bir israf-ı kelam değil midir?
- Hâlbuki beş on ayeti ile de onları tehdit edip ikaz edebilirdi, ama binlerce âyetle tahşidat yapmasının hikmeti ve sırrı ne olabilir?
Değerli Kardeşimiz;
Kâfirlerin ve şeytanların yaptıkları işler ve fiiller, çok basit, ehemmiyetsiz ve gayet cüz’i olduğu hâlde, Kur’ân'da bunlara karşı büyük bir tehdit yapılıyor ve elim bir azapla korkutuluyor. Bu ise edebiyat ve belagat açısından mübalağa ve israf-ı kelam gibi zannediliyor.
Adem; yokluk, vazifesizlik ve amelsizliktir. Yapmak değil, yıkmaktır, bozmaktır. Bundan dolayı neticesi büyük zarardır. Bir binayı yüz ustanın yüz günde yapması vücuttur, o binanın temeline konulan dinamiti ateşleyip bir saniyede yıkılması ise ademdir, tahriptir.
Günah ve kötülükler ademidir. Ademi şeylerde ise vücutta olduğu gibi binlerce sebebin bir araya gelip çalışması gerekmiyor; aksine bir sebebin olmayışı ya da iptal edilişi adem için yeterli oluyor.
Günahlar da söz konusu binanın yıkılması gibi ademdir, tahriptir, yok hükmünde bir fiildir. Mesela, bir insanı öldürmek çok basit bir fiildir, tetiği çekmek kâfidir. Ama o tetiğin neticesinden hasıl olan ölümle, insan bedeninde çalışan sayısız hücreler, binlerce duygu ve hissiyatlar ve yüzlerce azalar yok oluyor, koca bir âlem çöküyor. Yani şer ve kötülük mekanizmasının harekete geçmesi için insanın icat ciheti olmayan iradesi tetik olabiliyor. İnsanın nefis ve şeytanı da bu şer mekanizmasının işlemesi ve hareket etmesinde gönüllü ve meyilli olduğu için, şerden hasıl olan bütün günah ve zulümlerin mesuliyeti ona aittir.
Kur’ân ayetleri günah ve küfür gibi basit ve ehemmiyetsiz fiiller için değil, onların neticesinde meydana gelen büyük tahribat ve zararlar için tehdit ediyor. Şayet cinayet davasında işin basitliği ve fiilin ehemmiyetsizliği esas alınmış olsa idi, silahın tetiğini çekmek bir iki saniyelik bir iş olduğu için, ceza da en fazla bir iki saat olmak lazım gelirdi. Hâlbuki cinayete senelerce bazen de ömür boyu hapis cezası veriliyor. Demek ki hukuk; cinayetin işlenme keyfiyetine değil, bir insanın öldürülmesine bakıyor ve ona göre ceza veriyor.
Öyle ise Kur’ân’ın kâfirleri şiddetle ve ısrarla tehdit etmesi, edebiyat ve belagat açısından gayet mutabıktır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Ve israf-ı kelâm olan mübalâğadan münezzehtir. RNK-Lem'alar/135 Bu cümlenin anlamı ve paragrafta neden kullanılmış
Ayetlerde kafirlerin küfür ve inkarı hakkında çok fazla tehdit, tahkir ve ceza vaadi var bu ise Kur’an’ın denge, ölçü üzerine giden belagatına uygun düşmüyor sanki bu konuda haşa fazla ve gereksiz söz sarfiyatı yani israf-ı kelam yapılıyor gibi bir mana görülüyor diye bir itiraz ve soru soruluyor ve bu soruya cevap veriliyor.
“Ve israf-ı kelâm olan mübalâğadan münezzehtir.” bu soru ve itiraza tatmin edici bir cevap verildikten sonra sonuç ve hüküm cümlesi olarak bu cümle ifade ediliyor.
Yani Kur’an ayetlerinde haşa mübalağayı ifade eden gereksiz, lüzumsuz, fazladan sözler bulunmuyor ayetler bu gibi kusur ve ölçüsüz ifadelerden mukaddes ve münezzehtir.
Kur’an da kafirlerin inkar ve küfürleri hakkında varit olan bütün tehdit, tahkir ve ceza vaatleri gayet yerinde ölçülü ve makul bir seviyededir. Dolayısı ile Kur’an israf-ı kelâm olan mübalâğadan münezzeh ve mukaddestir.