"Bir kanundan hiçbir fert şüzûz etmemek ve haricine çıkmamak olamaz.. Kanun-u tenasül, mebde itibariyle, iki yüz bin enva-ı hayvanatın mebdeleriyle hark edilmiş.." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Tenasül kanunu", her canlı türünün bir sebep ve netice zinciri ile yaratılmasını ifade ediyor. Bir insanın anne ve baba vesilesiyle yaratılması, bu kanunun bir gereğidir. Bu, Hz. Âdem (as) ile başlayan bir kanunudur. Bu kanunun sürekliliği, maddeci felsefeyi aldatıyor ve çoğalmanın sebep-netice zinciri tarafından olduğunu savunuyorlar.
Hâlbuki her canlı türünün başlangıcı, bu kanun ile değil, yoktan yaratılmıştır. Mesela, Hz. Âdem (as) bu kanununa göre değil, ibda şeklinde yaratılmıştır. Hz. Âdem (as)'ın anne ve babası bulunmadığı gibi, diğer canlı türlerinin de ilk fertleri yoktan yaratma ile var edilmişlerdir. İlk tavuk, ilk deve, ilk koyun, ilk inek yoktan var edilmiş, sonra üreme kanunu ihdas edilmiştir.
Tabiata tapanların iddia ettikleri gibi, canlı türleri bir otomatik çoğalma ile var oluyor değiller. Her canlı, varlığını Allah’ın irade ve yaratmasına borçludur. Bugün, Allah’ın canlıları belli bir sistem ve kanun ile yaratıyor olması, onların o sistem ve kanun tarafından yaratıldığı manasına gelmez.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"Halbuki her canlı türünün başlangıcı, yani Âdemi bu kanun eşliğinde değil yoktan yaratmıştır." cümlesindeki ayrıca İşaratü'l-İ'caz'da da geçen manayı üstad hangi hadis veya ayetten almış?
“Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.” Yasin, 36
Bu âyette, kâinatta insanın bildiği ve bilmediği bütün çiftleri yüce Allah’ın yarattığı belirtilerek her birinin paydaşı, eşi, benzeri, karşıtı olan bu çiftlerin hepsinin yaratılmışlık özelliğine, dolaysıyla bunları yaratanın tek olduğuna dikkat çekilmektedir. İnsanların Kur’an’ın indiği sırada bilmediği birçok şeyde de çift yaratılma özelliğinin bulunduğu modern araştırmalar tarafından ortaya çıkarılmış olup bu, ileride daha nice varlık, olay ve kavram çiftlerinin keşfedilebileceğinin işaretidir.
Paul Dirac adlı bilim adamının atom parçacıklarının da çift yaratıldığını yani elektron karşısında pozitronun bulunduğunu tesbit edip, “parite kanunu”nu keşfetmesi ve bu sayede Nobel ödülü kazanması, bu âyetteki anlam derinliğine ışık tutucu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Bu âyetin “sübhân” yani Allah’ı yüceltme ve O’nun her türlü eksiklikten uzak olduğunu belirten hayranlık ifadesiyle başlamasından hareketle, burada zikredilen nimetin öncekilerden de mühim olduğu, dolayısıyla insan hayatında izdivacın önemi ve değeri hakkında bir mâna inceliği taşıdığı yorumu da yapılmıştır (Elmalılı, VI, 4028). Burada toprağın bitirdiklerine özel yer verilmesi, bunların gerek insanlar gerekse yine insanın besin kaynaklarından olan hayvanlar için hayatî bir önem taşıması ile izah edilebilir (İbn Âşûr, XXIII, 17).
“O, gökleri ve yeri hiç yoktan, eşsiz ve benzersiz şekilde yaratandır.” Enam, 101
“Meryem: “Rabbim! Bana bir erkek eli değmemişken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Rabbi de: “İşte Allah, dilediğini böyle yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece «Ol!» der, o da hemen oluverir” buyurdu.” Al-i İmran, 47
“Gökleri ve yeri gerçek bir gâye ve hikmet ile, yerli yerince yaratan O’dur. “Ol!” dediği gün her şey birden oluverir. O’nun sözü gerçektir.” Enam, 73
“Allah, hareket eden her canlı varlığı sudan yarattı. Onlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, bir kısmı iki ayağı üstünde yürür, bir kısmı da dört ayağı üstünde yürür… Allah ne dilerse onu yaratır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.” Nur, 45
Burda bahsettiğiniz meseleler ve alıntı yaptığınız ayetler soruma cevap değil ki?
Cevap için linke tıklayınız:
https://sorularlaislamiyet.com/yaratilis-konusunda-en-cok-merak-edilenler