"Acip tılsım olan ene" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ene, künûz-u mahfiye olan esmâ-i İlâhiyenin anahtarı olduğu gibi, kâinatın tılsım-ı muğlâkının dahi anahtarı olarak bir muammâ-yı müşkilküşâdır, bir tılsım-ı hayretfezâdır. O ene, mahiyetinin bilinmesiyle, o garip muammâ, o acip tılsım olan ene açılır ve kâinat tılsımını ve âlem-i vücubun künûzunu dahi açar." (30. Söz)

"Tılsım" gizli sır demektir.

Enenin çok acayip bir tılsım olarak tavsif edilmesi, kâinattaki bütün sırları açabilecek mahiyette olması, ama kendisinin de bir sır olmasından ileri geliyor. Kendisi bin bir esmayı keşfedebilecek mahiyette olduğu halde, bu azim hikmet ve mana boyutu keşfedilemediğinden kâinatın kapıları da kapanıyor. Yani kişi eneyi veriliş gayesine göre istihdam etmezse, Allah'ı tanımak gibi büyük bir hayırdan mahrum kalıyor.

Meselâ; bir hekim göz ilminde çok ileri derecede profesör olabilir, Allah'a iman edip, onda tecellî eden esmayı okuyamazsa, eneyi esma kapılarını açan anahtar mahiyetinde kullanamazsa bu kapı kapalı kalır. "Bir gözlük için bir ustaya ihtiyacım varsa, bu göz için kâinatı yaratan sonsuz kudret sahibine ihtiyacım vardır" diye düşünebilseydi, enenin kıyaslama yapmasıyla sır perdesini aralamaya başlayabilirdi.

Bu manadan mahrum olan maddî ilimlerde ne kadar terakki etse de karanlıktan kurtulması mümkün değildir.

Önümüzde açık vaziyette bir kitap bulunsun. Bu kitap zâhiren yani görünürde açıktır, ama bir kişi okuma bilmiyorsa kitap onun için hakikaten kapalı demektir. Bu kâinat kitabının taşıdığı sonsuz mânalar da hayvanlar âlemi için kapalı demektir. Onlar bu âlemden istifade ederler, ama o kitabı okuyamazlar. Varlıkların ne hususiyetlerini bilirler, ne de vazifelerini.

Üstad hazretlerinin beyan ettiği gibi “Hakikî hakaik-i eşya esmâ-i İlahiyedir.” Bir insan, herhangi bir varlıkta tecelli eden İlâhî isimleri okuyamadığı takdirde, o şey o kişi için kapalı bir kitap gibi olur. Varlıkları zahiren tanır veya tanıdığını zanneder, hakikatte ise onları bilmemekte, tanımamaktadır.

Burada On İkinci Söz’deki o harika misali kısaca hatırlayalım: Bütün harfleri, kelimeleri ayetleri mânalarına uygun cevherlerle yazılan bir Kur’ân-ı Kerîm, İslamdan uzak bir felsefeciye gösterildiğinde o adam nakışların özellikleri konusunda çok şeyler söyler ama mânasına hiç temas etmez Çünkü Arabî hattı okumayı bilmemektedir; hatta baktığı ve hakkında konuştuğu o kitabın Allah kelamı olduğundan habersizdir.

İşte bu adam için de o kitap zahiren açık görünse de hakikatte kapalıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
A
Okunma sayısı : 4.492
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...