"Risale-i Nur'un tezahürü, yalnız tercümanının fikriyle veyahut onun ihtiyac-ı manevî lisanıyla Kur'andan gelmiş." Tercüman kimdir? Nur'ların tezahürü Üstad sayesinde değil midir?
Değerli Kardeşimiz;
"Saniyen: Risale-i Nur'un tezahürü, yalnız tercümanının fikriyle, veyahut onun ihtiyac-ı mânevî lisanıyla Kur'ân'dan gelmiş. Yalnız o tercümanın istidadına bakan feyizler değil, belki o tercümanın muhatapları ve ders-i Kur'ân'da arkadaşları olan hâlis ve metin ve sadık zatların o feyizleri ruhen istemeleri ve kabul ve tasdik ve tatbik etmeleri gibi çok cihetlerle, o tercümanın istidadından çok ziyade o Nurların zuhuruna medar oldukları gibi, Risale-i Nur'un ve şakirtlerinin şahs-ı mânevîsinin hakikatini onlar teşkil ediyorlar. Tercümanının da içinde bir hissesi var. Eğer ihlâssızlıkla bozmazsa, bir tekaddüm şerefi bulunabilir."(1)
Burada "tercüman" Üstadımız'ın kendisi oluyor. Üstadımız kendini Risale-i Nurların müellifi olarak değil, tercümanı olarak görüyor.
Risale-i Nur bu asrın ihtiyacına cevap veren ve Kur’an’dan süzülüp gelen vehbî ve ilhamî bir tefsirdir. Bu tefsirin zahiri sebebi ya da tercümanı ise Üstad Hazretleridir.
Üstad;"Ben sizin şeyhiniz ya da mürşidiniz değil, bu hakikatlere birinci derecede ihtiyaç duyan bir ders arkadaşınızım" diyor.
Üstad Hazretleri, birçok ifadesinde Risale-i Nur'un asıl temsilcisinin Nur cemaatinin şahs-ı manevisi olduğunu ifade ediyor. Kendisinin ise bu temsilde şayet ihlası bozmaz ise küçük bir hisse sahibi ve bir Üstadı olduğu nazara verilmektedir.
“Risale-i Nur'un ve şakirtlerinin şahs-ı mânevîsinin hakikatini onlar teşkil ediyorlar. Tercümanının da içinde bir hissesi var. Eğer ihlâssızlıkla bozmazsa, bir tekaddüm şerefi bulunabilir.”
Yani Üstadımız burada mükemmel bir mahviyet ile hem Risale-i Nur'u hem de cemaatinin şahs-ı manevisini, kendi şahsının bir mahsulü, malı ve neticesi olduğunu kabul etmiyor.
"Hem deme ki, 'Halk içinde ben intihab edildim. Bu meyveler benim ile gösteriliyor. Demek bir meziyetim var.' Hayır, hâşâ!"(18. Söz)
Bütün asırların korkup titrediği âhir zaman fitnesinin, olanca şiddetiyle hükmettiği bu dehşetli asırda, iman hizmeti gibi en ulvî bir vazifeyi Nur Risaleleriyle en mükemmel bir şekilde yapan Üstad Hazretleri, bu büyük mazhariyete karşı nefsinden yanlış bir ses gelmemesi için, ona bu tesirli dersi veriyor ve şöyle buyuruyor:
“Dert benimdir, devâ Kur'ân'ındır.” (Mektubât, Yirmi Sekizinci Mektub)
(1) bk. Emirdağ Lâhikası-I, 39. Mektup.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü