Risale-i Nurlar, Duyguları Nasıl Tatmin Edip Doyuruyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nurların, insanın latifelerini ve cihazlarını tatmin edip doyurması ve kuvvetli bir tesir yapmasının birçok sebebi vardır. Bunlardan bazılarını madde madde takdim edelim.

Birincisi: Mücerret ve derin hakikatleri avam insanlar idrak edemezler ve aklı ile göremezler. Risale-i Nurlar çok derin ve mücerret hakikatleri teşbih ve temsillerle akla yaklaştırıyor, avam insanların da idrak etmesini temin ediyor, zihinlerine nakşediyor ve latifelerini doyuruyor.

Meselâ; mahşer meydanında insanın amellerinin bir sahifede sunulacağı hakikatini akıl alamakta zorlanıyor. Üstad bu müşkülü gözümüz önündeki misaller ile hallediyor. Koca incir ağacının programını küçücük incir çekirdeğinde saklayan ve bütün tarihçe-i hayatını bu çekirdeğe yerleştiren Allah, elbette insanın bütün hayat hikâyesini ve amellerini bir sahifeye sığdırabilir, diyerek meseleyi tam hallediyor.

Meselâ; “Şu gecenin sabahı ve şu kışın baharı ne kadar makûl ve lâzım ve kat’i ise haşrin sabahı da, berzahın baharı da o kat’iyettedir.” (Sözler )

Üstad bu harika ifadesiyle yeniden dirilişin çok kolay ve kati olacağını akıllara kabul ettiriyor.

Mevt (ölüm), nevmin (uykunun) kardeşidir buyruluyor. İsimleri de benziyor birbirine. Her gece, ölümün küçük kardeşi olan uykuya dalan ve her sabah yeniden dirilircesine dünyaya gözünü açan insan, kıyametin ve haşrin alâmetlerini her gün seyrediyor.

"Benden sual ediyorsun: Neden senin Kur’ân’dan yazdığın Sözlerde bir kuvvet, bir tesir var ki, müfessirlerin ve âriflerin sözlerinde nadiren bulunur? Bazen bir satırda bir sahife kadar kuvvet var; bir sahifede bir kitap kadar tesir bulunuyor.”

"Elcevab (güzel bir cevabtır): Şeref, i’câz-ı Kur’ân’a ait olduğundan ve bana ait olmadığından, bilâpervâ derim:

"Ekseriyet itibarıyla öyledir. Çünkü, yazılan Sözler tasavvur değil, tasdiktir. Teslim değil, imandır. Marifet değil, şehadettir, şuhuddur. Taklit değil, tahkiktir. İltizam değil, iz’andır. Tasavvuf değil, hakikattir. Dâvâ değil, dâvâ içinde burhandır."(28.Mektup)

“Ekseriyet itibariyle öyledir.” ifadesini birkaç şekilde anlayabiliriz:

Birincisi: Üstadımız, birileri bu güzel hakikatleri bulandırıp, tartışmalı olan ve Üstad'ın son noktayı koyup ispat ettiği bir meseleyi "filan böyle demiş, falan böyle hükmetmiş" gibi ihtilaflı konuları gündeme getirip sıkıntılara kapı açılmasın diye, böyle dediği düşünülebilir. Mesela, tıbbî ve fennî konularda da Üstadımız ihtiyatlı konuşup "sizin okuduğunuz fenn-i tıb mikyasıyla veya kozmoğrafyanın dediğine bakılırsa" gibi ihtiyatlı ifadeler kullanır.

İkincisi: Üstadımız o zamanın ve gelecek zamanlardaki âlimlerin damarını fazla tahrik etmemek için böyle ihtiyatlı konuşmuş olabilir. Üstadımız bu konuda,

"İstanbul’da malûm itiraz hâdisesi ima ediyor ki, ileride, meşrebini çok beğenen bazı zâtlar ve hodgâm bazı sofi-meşrebler ve nefs-i emmaresini tam öldürmeyen ve hubb-u câh vartasından kurtulmayan bazı ehl-i irşad ve ehl-i hak, Risale-i Nur’a ve şakirtlerine karşı kendi meşreblerini ve mesleklerinin revacını ve etbâlarının hüsn-ü teveccühlerini muhafaza niyetiyle itiraz edecekler; belki dehşetli mukabele etmek ihtimali var."( Kastamonu Lahikası, 120. Mektup)

Diyerek bizim itidal-i dem ile davranmamız gerektiğini ifade eder.

Üçüncüsü: Risale-i Nur'un eczalarının bir kısmının diğerlerinden daha parlak, daha kuvvetli ve daha tesirli olmasına kinayedir. Ama her risale kendi makamında güzeldir ve müessirdir. Tren, lokomotif ve vagonlarıyla kendi makamında kıymetli ve müessir iken, raylar da kendi makamında kıymetli ve yüksektir. Binaenaleyh bir risale diğerine tercih edilemez.

Mesela, Haşir risalesi kendi makamında yüksek ve müessir iken, Lahika ve bazı mektuplar da tesir bakımından kendi makamında yüksek ve müesssirdir.

Dördüncüsü: Risale-i Nur'un her bir bahsi aynı derecede ilham ve ihtara mazhar değildir. Bazı bahisler kuvve-i ilmiye ile te’lif edilirken, ekseriyeti de kuvvetli bir ilham ve ihtar ile telif edilmişler. İlham ve ihtar ile te’lif edilenler daha tesirli daha parlak bir üsluba sahiptirler. Üstadımızın "ekseriyetle" ifadesini kullanması bu inceliğe işaret ediyor olabilir.

İkincisi: Risale-i Nurlar dağınık ve derin hakikatleri temsil ve teşbih vasıtası ile toplayıp akla yaklaştırıyor. Hâlbuki salt akıl bu dağınık ve derin hakikatleri anlama hususunda çok aciz kalıyor.

Üçüncüsü: Risale-i Nurlar hayalden çok, hakikat üzerine gidiyor. Bir gram hakikat bir ton hayalden üstündür. Bir gram hakikatin tesiri tonlarca hayalin tesirine bedeldir. Meselâ; tasavvuftaki rabıta-i mevt hayal üzerine giderken, Risale-i Nurlarda ölüm hakikati ve rabıtası hakikat üzere gidiyor. Tasavvuf ehli kendini ölmüş sayıp, kefenlenip kabir hükmünde çilehanelere girerken, Risale-i Nurlar “Bütün gelecekler yakındır” hadisinden hareketle fikren istikbale gidip ölümü bizzat hissedip görüyor. Hayali bir ölümü değil, hakikat bir ölümü düşündürüyor.

Dördüncüsü: Nefis istikbaldeki mücazat ve mükâfattan pek etkilenmiyor. Onları kendinden uzak görüyor ve Allah gafuru Rahimdir diyerek gaflete devam edebiliyor. Üstad Hazretleri nefsin ve hissiyatın bu damarına karşı dünyevi mükâfat ve cezaları göstererek nefsin bu ahmak noktasına tesir ediyor. Risale-i Nurlardaki iman ve küfür muvazeneleri bunun en güzel ve en bariz bir misalidir. Nefis hazır lezzete talip olur ve hazır cezadan korkar öyle ise nefsi ikna etmenin en güzel metodu imandaki hazır lezzetleri gösterirken, küfür ve günahlardaki hazır azapları nazara vermektir.

Beşincisi: Risale-i Nurlar bu asrın ihtiyaçlarına göre yazılmış bir tefsirdir. Bu sebeple asrın hastalıklarına tam bir ilaç hükmündedir. Bu da elbette insanlar üstünde büyük bir tesir bırakıyor. Yani Risale-i Nurların tesirli olmasının en mühim bir sebebi de asrın ihtiyaçlarına cevap veren manevî bir tefsir olmasıdır.

Risale-i Nur’lar nice marifet, hakikat, feyiz ve esrarları havi eşsiz bir eserdir. O akılları tenvir eder; kalplere ve ruhlara inşirah verir ve iman zevkini tattırır. Risale-i Nur, latifeleri terbiye eder, fikirlere istikamet verir, tefekkürü derinleştirir; ahlak-i aliyeyi inkişaf ettirir. Hakiki ihlasa ve hakikat-ı uhuvvete mazhar kılar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 4.287
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ahzanım
bu sitede soru cevap seklınınolması benı cok memnun ettı.ilmı cevaplarverıyosnz tesekkurler
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...