"Bütün ehl-i edyan, bütün asırlarda, zaman-ı Âdem’den şimdiye kadar melaikenin vücuduna ve ruhanilerin tahakkukuna ittifak etmişler." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"...bütün ehl-i edyan, bütün asırlarda, zaman-ı Âdem’den şimdiye kadar melaikenin vücuduna ve ruhanilerin tahakkukuna ittifak etmişler ve insanın taifeleri birbirinden bahsi ve muhaveresi ve rivâyeti gibi, meleklerle muhavere edilmesine ve onların müşahedesine ve onlardan rivâyet edilmesine icmâ etmişlerdir." (Sözler, 29. Söz, Birinci Maksat)
Üstad Bediüzzaman, burada insanlığın ortak inanç ve kültürel mirasına işaret ederek, meleklerin ve ruhani varlıkların varlığı konusunda dinler tarihi merkezli bir perspektif sunuyor. "Ehl-i edyan" ifadesiyle, tüm semavî dinlerin ve hatta diğer yanlış itikada sahip kadim inanç sistemlerinin dahi, meleklerin ve ruhani varlıkların varlığını kabul ettiğini dile getiriyor. Bu ittifak, tarihin başlangıcından itibaren insanlığın manevi yapısının bir yansımasıdır.
İnsanlık, varlık âlemindeki düzeni, hikmeti ve manayı anlama çabasında, bu melek ve ruhani varlıkları bir köprü olarak görmüştür. Zaten bütün itikadi noktada sıkıntılı olan bütün kadim dinlerinin aslında bir peygambere ve semavi dine dayandığı da bilinen bir gerçektir. Zira çok meseleler var ki, semavi dinden beslendiğine mühim karine ve işaret taşır.
Ayrıca, burada vurgulanan “ittifak” meselesi, meleklerin varlığının yalnızca bir inanç unsuru değil, aynı zamanda insanlık tarihinin en köklü manevi kabullerinden biri olduğunu gösterir. Bu durum, meleklerin varlığını metafizik, psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla incelemenin, insanlık tarihini anlamada ne kadar önemli olduğunu ortaya koyar.
Melaike mefhumu -temsilde hata olmasın- UFO'lar konusu gibi son zamanlarda ortaya atılmış bir mesele değildir ki, bunu bir şayia olarak kabul edelim. Melekler, Hz. Âdem (as)'den bu yana gündemini koruyan ve her peygamberin bahsettiği, âdeta insanlarla iç içe yaşamış ve kendilerinden rivayetler aktarılmış kadar insanlara yakın olan bir varlık olma hususiyeti kazanmışlardır.
Nerede din varsa, orada melek vardır. Peygamberden bahsedilirken, meleklerden de hemen bahsedilmiştir. Kısacası iç içe yaşadığımız varlıklardır melekler. Melekleri inkâr demek, bütün tarihi ve hatta bütün dinleri inkâr etmek ve bütün peygamberlerin haberlerine inanmamak demektir...
Sonuç olarak, bu cümlede Üstad, meleklerin varlığının tüm dinlerin ortak bir kabulü olduğunu vurgularken, bu hakikatin insanlık tarihi boyunca hep sabit bir iman esası olduğunu açıklamıştır.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü