"İnsanların yüzde sekseni dağlarda insanlardan uzak yaşaması" nasıl oluyor ve "insanların cemaatlerinden gelen ünsiyet" ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
Hayatın birtakım ağır yükleri ve sıkıntıları, insanın ruhunu sıkıp bunaltıyor. İnsan bu sıkıntıdan kurtulmak, nefes almak ve teselli bulmak için, birtakım arayışlara giriyor. Kimi zevki arıyor, kimi yalnızlığı tercih ediyor, kimi de vahşetini giderecek bir ünsiyet ve dostluk arıyor.
Bugün insanlığın teşkil ettiği medeniyet ve içtimai hayatın ünsiyet ve dostluğu, ancak on insandan bir ikisine geçici olarak bir teselli ve ünsiyet verebiliyor. Bu da medeniyetin birtakım uyuşturucu fantaziyeleri ve gaflet verici eğlenceleri ile oluyor. Hâlbuki insanların ekserisi, medeniyetin güzelliklerinden istifade edemiyor. Zira insanların ekserisi ya geçim sıkıntısı çekiyor ya da kırsal kesimlerde hayatını idame ediyor.
Bir kısmı da ihtiyarlanıp kabir kapısına yaklaştığı için, medeniyetin ve içtimai hayatın yalancı ünsiyet ve dostluğundan tam istifade edemiyor, teselli bulamıyor. Mimsiz medeniyet, çok az bir kesime geçici ve yalancı bir teselli veriyor. Ama İslam'dan çıkan tasavvuf ise, insanlığın ekserisini teşkil eden kısmına iman, ibadet, zikir ve tesbih sayesinde her şeyi bir dost ve saadet kaynağı yapıyor.
Sıkılmış ruhları, kalbin ve aklın işlemesi ile genişliğe ve ünsiyete dönüşüyor. İçtimai yalnızlığını Allah’ın marifeti ve mahlukatına olan ünsiyeti ile gideriyor.
Üstad Hazretlerinin; “İnsanların çoğunluğu, dağda bayırda yaşıyor.” demesi, “herkes dağa çadır kurmuş” manasında değildir. İnsanların ekserisinin Batı medeniyetinin getirdiği ve verdiği teselli ve yalancı dostluğu ile tatmin olmuyor, demek istiyor. Bu içtimai hayat ancak ondan bir ikisini geçici olarak teselli edebiliyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü