Derslere, sevemediğim kişiler yüzünden gitmek istemiyorum; tabi ki bu mazeret sayılmaz, ama görmek istemiyorum. Ne dersiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Evvelâ; şeytan insanı yoldan çıkarmak için bin bir hileye başvurur. Bizim bu tertiplere karşı uyanık olmamız gerekir. Bu gibi hile ve tertiplere karşı sünneti esas almalıyız. Yani "Peygamber Efendimiz (Sav.) böyle bir durumda ne yapardı?" deyip onu misal almalıyız. Müslümanlar içinde ihtilaf vuku bulduğunda çözüm merci sünnettir.
İkincisi; insan kendi kusur ve hataları ile meşgul olursa, başkaların kusur ve hatalarını görmeye fırsat bulamaz. Peygamber Efendimiz (Sav)'in şu hadisi bu hususta mühim bir rehberdir:
“Ne mutlu o kimseye ki, ayıpları, kendisini başkasının ayıplarını görmekten alıkoydu.”(1)
Üçüncüsü; Risale-i Nurlarda üzerinde ehemmiyetle durulan ve her on beş günde bir okunması tavsiye edilen ihlas ve uhuvvet kaidelerini okumak ve yaşamak için gayret etmeliyiz. Aslında her Nur talebesi bu kaideleri yerine getirse, bu gibi meseleler ve ihtilaflar kalmaz. Ama maalesef bu kaideleri yeterince yaşayamıyoruz.
Dördüncüsü; meslek ve meşrep farklılıklarından kaynaklanan farklı bakışları ve düşüncüleri hoşgörü ile karşılayıp meseleye geniş bir perspektiften bakmalıyız. Ekseri ihtilafların temelinde bu bakış darlığı ve meşrep taassubu yatmaktadır. Diğer meseleler işin bahanesidir.
Beşincisi; iman ve Kur’an hizmeti umumidir, kimsenin tapulu malı değildir. Öyle ise sevmediğimiz birisi yüzünden hizmete ve cemaate küsmek çok yanlış ve hatalı bir tutum olur. Zira iman ve Kur’an hizmeti o sevmediğimiz adamın elinde ve onun mülkü değil ki, ona kızıp hizmeti terk edelim. Cemaat ne kadar onunsa, o kadar da bizimdir. Öyle ise ona küsüp cemaati terk etmek, şeytanın ince bir planından başka bir şey değildir.
Altıncısı; hayat bir imtihan ve tecrübe yeridir, her insanın tecrübe ve imtihanı farklı olabiliyor. Cemaat içinde tecrübe ve imtihan biraz daha hassasiyet kazanıyor. Normal hayatta tahammül ettiğimiz küçük bir şey, cemaat hayatında şeytan tarafından büyütülüp tahammül edilmez bir şekle çevriliyor. Esnaf, müşterisinden işittiği ağır hakaretin binde birisini hizmetteki kardeşinden işitse, hemen küsüyor, ama müşterisine darılmıyor. Çünkü oradan maddî menfaati var. Hâlbuki asıl tahammül edilecek olanı kardeşinin hakaretidir; zira cemaat hizmeti insana ebedî hayatı kazandıran manevî bir dükkândır.
"Bu zaman, ehl-i hakikat için, şahsiyet ve enaniyet zamanı değil. Zaman, cemaat zamanıdır. Cemaatten çıkan bir şahs-ı mânevî hükmeder ve dayanabilir. Büyük bir havuza sahip olmak için, bir buz parçası hükmündeki enaniyet ve şahsiyetini o havuza atmaktır ve eritmek gerektir. Yoksa, o buz parçası erir, zayi olur; o havuzdan da istifade edilmez."(2)
Dipnotlar:
(1) bk. Beyhaki, Şuabu’l-iman.
(2) bk. Kastamonu Lahikası, (97. Mektup)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar