"Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır..." Kusurunu görmemek, nasıl kusurdan büyük kusur olur?
Değerli Kardeşimiz;
İnsan kusur olarak görmediği bir şeyden dolayı pişmanlık duyup tövbe ve istiğfar etmez. Eğer yaptığı işin yanlış olduğunu, hata yaptığını ve kusur işlediğini bilirse, o zaman pişmanlık duyar, vicdanen bu durumdan rahatsız olur, tövbe ve istiğfar eder.
İstiğfar ve tövbe, insanın kusurlarının ve günahlarının farkına varıp bundan pişmanlık duymasıdır. Evet, kusuru görmek kusuru terk etmenin yarısıdır. Allah, pişmanlık duyup tövbe ve istiğfar eden kullarını affeder.
Tövbe, rücü etmek, pişman olmak ve yaptığı günahları terk ederek Cenâb-ı Hakk’a yönelmektir.
Mesela, bencil ve kibirli birisi kendini bencil ve kibirli görmediği için o kötü hasletlerinden vazgeçmiyor ve bu durumdan hiç rahatsız olmuyor. Oysa kusurunu görebilse, kalbinde ve vicdanında bir pişmanlık ve rahatsızlık hisseder ve onlardan kurtulmanın çarelerini arar.
Doktor hastalığı teşhis etmeden tedaviye geçemez. Doktorun teşhisi ile insanın kusurunu görmesi aynı şeydir. Her iki durum da kusurun ne olduğunun görülmesi ve bilinmesidir.
Şeytanın en mühim bir desisesi ve oyunu da insana kusurunu göstermemesi ve itiraf ettirmemesidir. Ta ki, o insan istiğfar ve tövbe edip Allah’a sığınmasın. Şeytanı dinleyen ve nefsine mağlup olan insan, kusurunu görmek istemez; görse de avukat gibi kendini savunur.
Kusurun görülememesinin, kusurun kendisinden daha büyük olması, kusurun kronikleşip sahibini manen ölüme götürmesinden dolayıdır. Teşhis edilemeyen hastalık nasıl sinsi bir şekilde bedeni ölüme götürür ise, manevi kusurlar da sahibini öylece felakete götürebilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
İnsan bile bile kusur işlese kusur sayılmaz mı? Mesela İnsan içki içiyor yanlış olduğunu biliyor fiiliyatın kusur olduğunu biliyor ama dönüyor yeri geliyor yine tekrarlıyor! Biliyor olması, farkında olması, itiraf etmesi kusur sayılmayacak mı?
Burada kusurunu görmesi demek kusurundan pişman olması hatasının farkına varıp nedamet etmesi anlamındadır. Yoksa işlediği kusurun bilgi anlamında kusur olduğundan habersiz olması anlamında değildir.
Her içki içen içkinin bir haram bir kusur olduğunu bilgi olarak bilir ama nefsine yenik düşüp o haramı işlemeye devam eder. Burada kusurunu bilmesi yaptığı bu işin kötü olduğunun farkındalığına varıp acı bir pişmanlık duygu durumuna girmesi ve o kötü işi terk etmek noktasında kalbinde ve vicdanında kuvvetli bir istek ve arzu oluşması anlamındadır.
Zaten tövbe ve istiğfar da bu kusurun fark edilmesinden sonra hasıl olur ve o kişi o günahı o kusuru terk etme gücünü kendinde hisseder. Tabi buraya kadar ifade ettiğimiz manalar iman ehli günahkarlar içindir.
Birde öyle kusurlar var ki kişi kusurunu doğru bilir kusurunun farkında olmaz batıl ve bid'at mezheplerin hatalı fikir ve düşüncelerini ısrarla savunmaları gibi.
Özellikle fikir açısından insanın kusurunu görmesi çok zordur helal ve haramlar açık seçik olduğu için onun bir kusur olduğunu herkes bilir ama hayatın farklı alanlarında farklı düşünce ve fikirler helal ve haramlar gibi sarih, muhkem olmadığı için insan bu alanlarda kusurunu kolaylıkla göremez ve ısrar edebilir.
Mesela, bencil ve kibirli birisi kendini bencil ve kibirli görmediği için o kötü hasletlerinden vazgeçmiyor ve bu durumdan hiç rahatsız olmuyor. Oysa kusurunu görebilse, kalbinde ve vicdanında bir pişmanlık ve rahatsızlık hisseder ve onlardan kurtulmanın çarelerini arar.
Şeytanın en mühim bir desisesi ve oyunu da insana kusurunu göstermemesi ve itiraf ettirmemesidir. Ta ki, o insan istiğfar ve tövbe edip Allah’a sığınmasın. Şeytanı dinleyen ve nefsine mağlup olan insan, kusurunu görmek istemez; görse de avukat gibi kendini savunur.
Özetle burada bahsedilen kusur herkes tarafından bilinen haramlardan ziyade manevi ve kalbi olan hastalık ve kusurlardır. Kibir, gurur, ucb, hased, tamah, cimrilik, husumet, riya, şöhret vesaire gibi. Çoğu insan bu kusurlarını görmez ve kabul etmek istemez.
Allah razı olsun.