Ruhun "İrade-i İlahiye cilvesi olan evamir-i tekviniye" olması ne demektir, izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Evamir-i tekviniye”, yaratılış kanunları demektir.

Kâinatta devamlı bir şekilde cereyan eden ne kadar kanun, kaide, âdet, sünnet varsa hepsinin dayandığı nokta ilahi iradedir.

Suyun kaldırma kuvveti, yerin çekim kanunu, itme ve çekme kuvveti, suyun donması ve erimesi gibi hadiselerin hepsi birer tekvini emirdirler.

Sanki, ilahi irade suya “Kaldır!” emrini veriyor, su da cisimleri kaldırıyor. Yere "Cisimleri çek!.." diye emrediyor, yer de cisimleri çekiyor. Vakti geldiğinde bulutlara "Toplanın!.." diye emrediyor, bulutlar toplanıyor.

Misalleri çoğaltmak mümkündür. Kâinatta buna benzer milyarlarca emir ve kanunlar bulunmaktadır ve bunların tümüne "evamir-i tekviniye" denilmektedir.

Geminin deniz üzerinde yüzmesini, ilahi irade ve kudretin suya kaldırma emrini ve gücünü vermesine borçluyuz. Şayet Allah iradesini ve kudretini denizden bir an çekse, bütün gemiler ve cisimler batar.

Cisimleri ayakta tutan canlıların ruhları da aynı şekilde birer tekvini emirdir. İnsanın ruhu doğrudan ilahi irade ve emir ile ayakta durmaktadır. Ruhun herhangi bir maddi nokta-i istinadı söz konusu değildir.

Ruh da aynen suyun kaldırma kanunu gibi ilahi bir kanundur. Yalnız Allah diğer kanunlardan farklı olarak insan ruhuna haricî bir vücud verilmiş, şuur ve hayat bahşedilerek diğer kanunlardan üstün kılınmıştır.

Netice olarak; kâinattaki bütün kanunlar, -buna ruh da dâhil- hepsi ilahi iradenin cilveleri ve tecellileridirler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 2.795
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

“Evâmir-i tekvîniye” = Allah’ın “ol” (كُن) emriyle yarattığı kanunlar, düzenler, kuvvetler, fıtrî emirlerdir.

Bunlar, Allah’ın irade ve kudretinin doğrudan tecellisidir.

Mesela:

Çekim kanunu,

Bitkilerin büyüme düzeni,

Ruhun bedeni idare etmesi,

Maddenin enerjiye dönüşümü gibi olaylar hep bu “tekvînî emirlerin” yansımasıdır.

Yani evâmir-i tekvîniye = yaratılışın “emir dili”dir.

“Allah’ın “ol” demesi”nin sürekli tecelli etmesidir.

“Âdetullah” ise, Allah’ın bu tekvînî emirleriyle oluşturduğu düzenin sürekliliği demektir.

Yani evâmir-i tekvîniye’nin gözle görülen sistemleşmiş sonucu.

Mesela:

Ateşin yakması,

Yerçekiminin her zaman işlemesi,

Su içenin susuzluğunu gidermesi…

Bunlar Allah’ın değişmeyen “âdetleri”dir (âdetullah).

Yani biz “tabiat kanunu” dediğimiz şeyler aslında âdetullahtır.Tekvinî emirlerin uygulanma sahasıdır. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

 “min emri rabbî” ifadesi iki şekilde anlaşılır:

1. Kaynak yönüyle: Ruh, “emir” âleminden gelmiştir (yani maddî yaratılıştan değil).

2. Mahiyet yönüyle: Ruhun özü, doğrudan emir gibi bir şeydir; yani emirle aynı “türden”dir.

 “ruh emirdendir”, madde gibi “emirle yaratıldı” demek değil;

“emir âlemine ait bir varlıktır” demektir.

Biz normalde şöyle düşünürüz:

> “Allah emreder → bir şey yaratılır → o şey emirden sonra vardır.”

Bu madde âleminde böyledir.

Yani “Ol!” denince su, taş, ağaç emrin sonucu olarak yaratılır.

Buna “emirle var olan” (emr-i tekvinînin sonucu) denir.

Ama ruh, bu yaratılmışların türünden değildir.

Ruh, “emirle yaratılan” değil, “emir tarzında var olan” bir hakikattir.

Yani o, emirle benzer ontolojik düzleme aittir — emirle birlikte kaimdir, ondan sonra gelen bir madde değildir.

Ruh bu yüzden “emirden”dir, “emirle yaratılmış” değildir. 

Yani ruh, tıpkı “hayat”, “zaman”, “akıl” gibi bir emir varlığıdır.

Allah’ın “Ol” demesi onun varlığının sebebi değil, tabiatıdır.

Başka bir ifadeyle:

Taş, Allah “Ol” dediği için vardır.

Ruh ise, “Ol” emrinin kendisine bürünmüş bir tecellîsidir.

Hem bedene "Hayat bul!" emri, komutu ruh oluyor. Diğer emirlerden tek farkı, manevî, haricî bir vücudu vardır. 

 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...