"Âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu." İfadelerini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ahiretten fedakârlık yapmak, kesinlikle farz ve günahlardan taviz vermek şeklinde değildir. Allah’ın emir ve yasaklarını hiçbir sebeple terk etmek mümkün ve caiz değildir. Bunu ahiret adına yapıyorum demek ise daha tehlikelidir. Zira iman tehlikeye girer.

Mesela birisi, "Benim şu makama gelmem ve dine hizmet etmem için, içki içmem gerekirse içerim, bu o hizmet için normaldir" dese, imanı tehlikeye girer. Allah’ın haramlarını helal, helallerini haram yapmak -Allah korusun- insanı küfre götürür.

Ancak zaruri bir mazeret olursa, bu haramlara ruhsat olabilir. Zaruri durumlar ise helak olmaktır, yani birisi bir haramı yapmadığı zaman ölüm ve azalarından birisini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalırsa, o zaman o haramı ruhsat noktasından işleyebilir. Bunun dışında hiçbir sebeple emir ve yasaklarda taviz verilemez. Din adına dini terk etmek bir aldatmacadır, şeytanın hilesinden başka bir şey değildir.

Bu ifadeler Üstad Hazretlerinin ne kadar diğerkâm, şefkatli ve cemiyet insanı olduğunu gösteren ifadelerdir. Üstad Hazretleri kendi şahsi kemalatını veya istikbalini düşünmeyi bırakıp, tamamen cemiyet ve ümmetin kurtulması için çabalıyor. Üstad Hazretleri bir kenara çekilip şahsi kemalatı ve şahsi ibadeti ile meşgul olabilirdi. Ama Üstad Hazretleri şahsi kemalatını ve ahiret makamlarını değil, cemiyetin ve ümmetin kurtulmasını tercih etmiştir.

Bir insanın başka insanlar için kendini tehlikeye atması ya da büyük bir menfaatten feragat etmesi, onun ruh dünyasının güzelliğinden ve kemalatından süzülüp gelen bir şeydir. Nitekim Hazreti Ebu Bekir (ra) da buna benzer ifadeler kullanmıştır. Yani insan manen büyüdükçe nimet ve ceza mefhumları da ona göre küçülüyor.

İşte Hazreti Ebu Bekir (ra) ve Üstad Hazretleri gibi zatların ruh dünyasında cennet ve cehennemin makamı ile bir insanın necat bulmasından hâsıl olacak makamlar farklıdır. Bir insanın kurtulması için bu zatlar hakikaten o nimetlerden feragat edebilirler.

Netice olarak; "ahireti feda etmek" tabirine, Üstad Hazretlerinin şefkatinin ne kadar muazzam bir seviyede olduğuna işaret eden bir karine ve bir teşbih nazarı ile bakabiliriz.

Bediüzzaman Hazretleri o karanlık ve meş’um dönemde İslam âlemini içine düştüğü yeis ve ümitsizlikten kurtarmak, milletin imanını kurtarmak ve İttihad-ı İslam’ı tahakkuk ettirmek için yanıp tutuşmuş, azami gayret göstermiş ve bütün gücüyle çalışmıştır. Şu ifadeler de onun nasıl emsalsiz bir imana ve engin bir şefkate sahip olduğunun en büyük delilidir.

“Kur'ânımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmağa razıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.” (Tarihçe-i Hayat)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 15.619
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

fırat zirve
teşekkür ederim biz galiba böyle bir fedakarlığı anlayalım derken farzları asli vazifelerimizi terkederek ama dünya saadetimizden taviz vermeyerek yapma yanlışlığına düşüyoruz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
kadirdagli
Bu dûstur özellikle ehl-i hizmetin önemle tatbik etmesi gereken en önemli mevzuların başında gelmektedir. Bu mevzu ile alakalı Muhterem Sungur Ağabeyin Üstadımızla çok mainidar bir hatırası var. Üstad yazılması için bir ramazan gecesi ağabeye bir nüsha verir ve sabahleyin hazır olmasını ister. Ramazan olması hasebiyle, nasıl olsa sabaha çok vakit diye düşünüp abilerle oturup geceyi ihya etmeye karar verir ve cevşen okumaya başlar. Üstad biraz sonra odasından çıkar ve nüshanın yazılıp yazılmadığını sorar. Sungur Ağabeyde hayır üstadım yazmadım ama sabaha daha çok vakit var geceyi biraz ihya ettikten sonra yazarım cevabını verir. Fakat zahiren bakıldığında çok makul olan bu cevaba üstad şiddetle kızar ve bu nüshanın yazılmasının şahsi ibadetten daha önemli olduğunun önemini ders verir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
m.zbay
Sadece kendi şahsi kemalatı için çalışması, insanlardan uzak yaşaması ideal bir hareket değildir. cevabından mutmain oldum. Allah razı o.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
alaattin
verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Murat Dönmez
Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cem'iyetin, yirmibeş milyon Türk cem'iyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur'anımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cennet'i de istemem; orası da bana zindan olur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ziyaretçi (doğrulanmadı)
Manevi makamlardan dahi yüzünü çevirmek yalnız Rızayı İlahiyi istemek...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nurcu56

Üstad'ın bu türden beyanları, onun ruhunda hükmeden, o akıl almaz şefkatten gelen harika bir fedakarlığın tezahürü olarak değerlendirilmelidir.

Üstadın bu cümlesinde, “Ben bu kutsî dava için dünyanın bütün lezzetlerini, zevk ve sefalarını, makam ve mevkileridi terk ettim. Gerekirse ahiret saadetimi de terke hazırım. Siz de hiç olmazsa dünyanızdan biraz fedakarlıkta bulunun.” mesajı vardır.

Ahireti terk etmenin bir başka yönü de şudur: Farz ibadetlerini yerine getiren bir müminin, iman ve Kur’an hakikatlerini başkalara da ulaştırmak için gayret göstermeyip, sadece kendi şahsi kemalatı için çalışması, insanlardan uzak yaşaması ideal bir hareket değildir. İnsan başkalara faydalı olmak için şahsi kemaline vesile olacak bu gibi vesileleri gerektiğinde terk edebilmelidir.

Bu ise ahiretin, yani ahiret kazancının terk edilmesi demek olur. Elbette böyle fedakar bir kulunu Allah, o şahsi ibadetlerinin çok ötesinde feyizlere, nurlara, bereketlere mazhar kılar.

Üstadımız, şahsi kemalat peşinde koşmamış, o bereketli ömrünün tamamını insanların imanlarının kurtuluşuna feda etmiştir.

Bu konuda, onun "hizmetkârlığı makamata tercih etmesini", şahsına yapılan hüsnüzanları şahs-ı maneviye çevirmesini de hatırlamamız yerinde olur.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas
kimin himmeti milleti ise o tek başına küçük bir millettir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...