"Kin ve intikam veya gurur gibi bir müskiratla o derece sarhoş olmalı ki, her şeye kendini muktedir ve malik bilsin..." Neden özellikle bu üç duygu ifade edilmiş?
Değerli Kardeşimiz;
"İşte bu sadalara karşı vesvese-i medeniyet olan senin medeniyetçi sözlerin, sivrisineğin vızıltısı kadar da olmuyor. Öyleyse ihtiyarıyla, Kur’ân’ın tılsım ve ilâçlarını terk edip seninle dalâlet yoluna gidecek, ancak senin gibi bir sarhoş lâzım ki, ya heves-i nefsî veya hırs-ı şöhret veya zındıka-i felsefe veya sefahet-i medeniyet veya derd-i maişet veya kin ve intikam veya gurur gibi bir müskiratla o derece sarhoş olmalı ki, her şeye kendini muktedir ve mâlik bilsin ve her şey benimdir desin ve kendini lâyemut tahayyül etsin." (Nur'un İlk Kapısı, On Dördüncü Ders)
Bu pasaj, insanın akıl ve kalbini devre dışı bırakan, onu hakikatten koparan manevi müskiratı yani manevi sarhoş edicileri harika bir psikolojik tahlille ortaya koyuyor.
Üstad Bediüzzaman Said Nursi, insanın kendi isteğiyle hidayet yolunu, Kur'an'ın şifalı ilaçlarını bırakıp dalalete girmesini ancak bir sarhoşluk haliyle açıklar. Çünkü aklı başında, kalbi uyanık bir insan, bile bile kendi ebedi hayatını ateşe atmaz.
Kin, intikam ve gurur üçlüsünün insanı nasıl sarhoş ettiğini ve neden özellikle bu üç duygunun vurgulandığını şöyle analiz edebiliriz:
Kin, İntikam ve Gurur İnsanı Nasıl Sarhoş Eder?
Buradaki sarhoşluk ifadesi mecazidir ve muhakeme yeteneğinin, adalet duygusunun ve gerçeği görme becerisinin tamamen kaybolması anlamına gelir.
Gurur Sarhoşluğu: Gurur, insanı kendi nefsine aşık eder. İnsan gururlandığında, kendi acizliğini, fakirliğini ve ölümlü olduğunu unutur. Pasajda geçen "her şeye kendini muktedir ve malik bilsin ... kendini layemut tahayyül etsin" ifadesinin tam karşılığı gururdur. Gurur sarhoşu, tıpkı alkol alıp kendini dünyanın en güçlü insanı sanan biri gibi, evrendeki her şeyin hakimi kendisiymiş gibi bir vehme kapılır.
Kin ve İntikam Sarhoşluğu: Kin ve intikam, kalbi istila eden yoğun bir öfke ve düşmanlık hissidir. Bir insana veya bir düşünceye karşı kin besleyen kişi, sadece intikam alacağı hedefe kilitlenir. Bu durum tam bir akıl tutulması doğurur. Gözü intikam hırsıyla dönmüş bir insan, o hedefe ulaşmak için kendi canını, ahiretini, ahlaki değerlerini bile feda edebilir. Doğruyu yanlıştan ayırt edemez hâle gelir.
Bu Duygular İnsanı Nasıl Dalalete Saptırır?
Dalalet, istikameti kaybetmektir. Bu üç duygu, insanı şu basamaklarla dalalete sürükler:
Adalet Duygusunun Kaybolması: Kur'an'ın en büyük temel ilkelerinden biri adalettir. Kin ve intikam ise adaletin zıddıdır. Kalbi kinle dolan insan, düşmanlık ettiği tarafın doğrularını da inkâr eder. Sırf ona muhalif olmak için batıl fikirleri savunmaya başlar.
Kaderi Tenkit ve İsyan: Kin ve intikam, genellikle insanın başına gelen musibetlerden ötürü birilerini suçlama isteğinden doğar. Kişi, olayların arkasındaki İlahi kaderi ve hikmeti göremez. "Neden bu benim başıma geldi?" diyerek kadere isyan eder, bu da insanı doğrudan inançsızlığa ve dalalete götürür.
Enaniyetin İlahlaştırılması: Gurur, insanı kendi fikrini yegane doğru görmeye iter. Gururlu insan, Kur'an'ın emirlerine teslim olmayı, kendi benliğine bir hakaret olarak algılar. "Ben kimseden emir almam, kendi yolumu çizerim." diyerek firavunane bir dalalet yoluna girer.
Özellikle Neden Bu Üç Duygudan Bahsedilmiş?
Metinde heves-i nefsî, hırs-ı şöhret, zındıka-i felsefe, sefahet-i medeniyet, derd-i maişet gibi unsurların hemen ardından kin, intikam ve gurur gelir. Bu üçünün bir arada ve özel olarak zikredilmesinin derin sebepleri vardır:
Sosyal ve Siyasi Dalaletin Dinamikleri Olmaları: İlk sayılan maddeler (heves, şöhret, sefahet, geçim derdi) daha çok bireysel günahları ve sapmaları tetikler. Ancak kin, intikam ve gurur, toplumsal kırılmalara, cemaatler ve milletler arası düşmanlıklara yol açan, ideolojik dalaletlerin yakıtıdır. Tarihteki pek çok batıl ideoloji ve felsefi akım, bir sınıfa veya gruba duyulan kin ve intikam üzerine kurulmuştur.
Şeytanın En Büyük Silahları Olması: İblis'in huzurdan kovulma sebebi neydi? Gurur ("Ben ondan üstünüm" demesi) ve ardından insanoğluna karşı beslediği kin ve intikam hissi. Dolayısıyla bu üç duygu, insanı doğrudan şeytani bir felsefeye ve şeytanın adımlarını takibe mecbur bırakır.
Kur'an'ın "Tılsım ve İlaçlarına" Doğrudan Zıt Olmaları: Kur'an insana acziyetini bilmeyi (gururun zıddı), affetmeyi ve sevgiyi (kin ve intikamın zıddı) aşılar. İnsan bu üç duyguya esir olduğunda, Kur'an'ın sunduğu rahmet, ihlas, muhabbet ve tevazu ilaçlarını bünyesi kabul etmez, onları tamamen terk ederek dalalet yoluna koyulur.
Özetle; gurur insanı kendi gözünde ilahlaştırırken, kin ve intikam gözünü tamamen kör eder. Bu üç müskiratla zehirlenen bir ruhun, Kur'an'ın nurunu görmesi ve hidayet yolunda yürümesi imkânsız hale gelir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Elhamdülillah. Çok güzel bir açıklama olmuş. Allah razı olsun