"Kabiliyeti olmayan ders yapmamalı!" deniliyor. Başka kimse yoksa ders yapılmamasından mesul olunur mu?
Değerli Kardeşimiz;
Liyakati, istidadı, salahiyeti ve Risale-i Nurlara vukufiyeti olanların, vazifeden kaçınması caiz olmaz. İman hakikatlerinin neşir vazifesi, çok ehemmiyetli ve çok mesuliyetlidir. Bu sebeple herkes istidadına göre bu kudsi vazifeyi ifa etmekle mükelleftir.
Kabiliyet, bu noktada izafi bir mefhumdur. Zira her insanda az veya çok okuma ve anlatma kabiliyeti vardır. Burada mevzubahis olan husus; dersi daha iyi yapacak biri varken, başkalarının öne geçmemesidir. Böyle biri yok ise, mecburen liyakat esasına göre bir başkası o vazifeyi uhdesine alır. Yani kabiliyetlerin keskin bir sınırı yoktur, şu sınırın altındakiler yapamaz, üstündekiler yapabilir, diye bir hüküm koymak mümkün değildir.
Nasıl ki, askerde komutan yok ise, emir-komuta onun bir alt rütbesine geçer. Aynı şekilde bir beldede liyakatli bir ağabey yok ise, onun yerine daha az liyakatli bir ağabey o vazifeyi ifa eder. Yani vazife boş ve muattal kalmamalıdır. Şayet herkes kenara çekilirse, o zaman herkes mesul olur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Ders okumak ile yapmak farklı şeylerdir. Okuma işini okuması düzgün olan herkes yapabilir. Ama ders yapmak için kabiliyet, tecrübe ve vukufiyet gerekir. Ya ihlas zedelenir kaygısı ile insanlar kabiliyetlerini ihfa ederse bu hizmet için büyük bir kayıp olur. Allah insana bu kabiliyetleri ihfa etmek için değil ihlas ile izhar etmek ve insanlara faydalı olmak için takmıştır. Güzel sesi olan ezan ve kamet edecek, güzel hitabeti olan da bu kabiliyetini ders yapmada kullanacak.
İhlas ve tahdis-i nimet gibi durumlar insanın kendi iç dünyası ile ilgilidir. Biz insanların iç dünyasında ki bu durumu yargılamak ile mükellef değiliz hatta hüsn-ü zanna memuruz. Zaten İslam dünyasında görülen her alanda ki fakirlik ve zafiyet bu gibi yanlış tevazu ve zühd anlayışından ileri geliyor. Kibre girme riskinden küfran-ı nimete sapıyoruz. Halbuki tahdis-i nimet denen bir vasat mertebe var.
Başkalarını kusurlu ve samimiyetsiz görmemiz yerine kendi nefsimizin ayıplarına ve kusurlarına bakmamız daha makul ve daha isabetli olur.