Nur mesleğinde "moral bozma" ya da "yetersiz hissettirme" var mı? Hizmette daha aktif olmak için tavsiye verir misiniz?
- Bir zaman yaz okulunda eve öğrenci kazandırmak için, yazın kaldığım yere çağırdılar. Aileme anlattımsa da izin vermediler. Zaten hayır diyebilen biri değildim. Biraz da canım istemedi. Sonra kaldığım yere gidince oranın büyüğü:
"Sen yapamazsın kardeş." dedi.
Abi söyledim, dedim. O da:
"Sen desen de olmuyor." dedi.
- Bu bende bir yetersizlik oluşturdu. Burada karşı taraf anlattığıma göre hatalı mı?
- Yoksa ben:"Yapamazsın, sen desen de olmaz." ifadelerini nasıl değerlendirmeliyim?
- Bu gibi durumlar gönüllü olmalı zaten, aslında ben gönüllü de değildim. Ama Nur mesleğinde gerek maddi gerek manevi durumlarda böyle moral bozma ya da yetersizlik hissettirme var mı?
- Analiz ederek açıklayınca çok iyi geliyor açıklamanız. (Bu hatıra zihnime, yetersizlik hissettiğim zaman geliyor. Yardımınıza ihtiyacım var.)
Değerli Kardeşimiz;
Evvelâ; bu hizmet sadece Cenab-ı Hakk'ın inayet ve yardımıyla muvaffak olmakla birlikte, Allah ekseriyetle sebeplere göre muamele eder, muvaffakiyet verir. "Kader, gayrete âşıktır" ifadesi meşhurdur. Bu iman hizmetinin kimseye ihtiyacı yoktur; bizim bu hizmete ihtiyacımız vardır. Dolayısıyla yapacağımız hizmet daha çok kendimiz içindir. Kendi yaptığımız veya yapmak isteyip de yapamadığımız şeylerden kazanacağız.
İkincisi, Risale-i Nurların ve cemaatin verdiği emeğin dünyadaki karşılığı, bizim de bu ağır iman hizmetinin altına karınca kaderince elimizi koymaktır. Burada her aklıselim ve izan sahibinin yapması gereken şey, iman hizmetinin inkişafı ve insanların imanlarının kurtulması için gayret göstermektir. Meselâ; büyük bir geminin battığına ve içinde can pazarının yaşandığına şahit olup aklı ve kalbi sağlam olan hiç kimse, lakayt kalamaz. Bütün gayret ve himmetleriyle o boğulan insanların kurtulmaları için çalışmak insanlığın ve vicdanın gereğidir. İşte bu ahir zamanın fırtınalarında devrilen ve batan insanlığı kurtarmak için, hiç olmazsa vicdanımızı teskin edecek kadar çalışmak lazım gelir.
Üçüncüsü, ailelerimiz hizmetin mahiyetini bilmemelerinden dolayı bize karşı çıkabilir, bazı şeyleri yasaklayabilirler. O noktada onlar haklı sayılabilir. Lakin onlara hizmetin kudsiyetini ihsas etmeye gayret etmek bizim vazifemizdir. Serkeş ve başıboş gençlerin çoklukla bulunduğu bu zamanda, iman ve Kur'an için çırpınan bir gencin yapmak istediği hizmete, ailelerin karşı çıkmaması gerekir. Bunu da güzelce ve kızmadan onlara ihsas etmek gerekir.
Dördüncüsü, yapmak isteyip de yapamadığımızdan mesul değiliz. Ancak yapmamız gereken, fakat yapmak istemediğimiz şeylerden ve ihmallerden mesul oluruz. Bu noktadan da sıkıntıya girmemek gerekir. Zira peygamberler de Üstad gibi mücahidler de çok şeyler arzu etmişler; ama ilahi hikmet bazı şeylere müsaade etmemiştir. Bu noktadan, onlar yine niyetlerinin sevaplarını almışlardır.
Aynı şekilde bizler de önümüze çıkan engellerde kalbimizi gözden geçireceğiz. Yapmak isteyip de yapamadığımıza sevindik mi, yoksa üzüldük mü? Bu nokta bütün düğümlerin, âdeta çözüm noktasıdır.
Beşincisi, müdebbirlerimize gelince; onlar sırf Allah rızası için, bizim de bu hizmetlere destek olmamız hem kendimizi hem de başkalarını kurtarmaya çalışmamıza vesile oluyorlar. Bazen vazifedarlıktan bazen hamiyetten bazen hassasiyetten bazen de pedagojik durumlardan dolayı; istenildiği gibi bir irşad ve vazifeye kanalize etme durumu olamayabiliyor. Bu durumda hatayı onlarda değil, kendimizde görmek bir fazilettir. Çünkü onlar bize bir düşmanlıktan dolayı değil hamiyetten tepki gösterirler.
Altıncısı, bundan sonra size düşen;
- Bu gibi durumlar için aileyi ikna etmek...
- Daha fazla gayrete gelmek, nefsimizle mücahede etmek...
- Müdebbirlerimizle iyi bir şekilde geçinmek, faal olmaya gayret etmek...
- Allah'tan "hayırlı insanlar kafilelerine dâhil olmamız için" bol bol dua etmektir...
İlave bilgi için tıklayınız:
- BİR DAVA ADAMININ NOTLARI-I.
- BİR DAVA ADAMININ NOTLARI-II.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü