Külliyat'ın birçok yerinde ‘Allah’ın vazifesi’ ifadesi geçiyor. Burada vazife bir nevi sorumluluk çağrışımı yapıyor. Bu ifadeyi nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bilindiği gibi insan için iki çeşit fiil söz konusudur. Biri ızdırarî, diğeri ihtiyarî. Birincisinde kulun hiçbir rolü, hiçbir vazifesi yoktur. Dileyen de Allah’tır yaratan da. Organlarımızın çalışması, boyumuz, rengimiz, ırkımız bu gruba girer.

Bir de bu dünyaya imtihan için gönderilmiş bulunan insanın kendi iradesine bırakılan işler vardır. Bir örnek verelim: Konuşmayı yaratan Allah’tır, ancak konuşmaya karar veren, konuştuğunda da doğru veya yanlış konuşmayı tercih eden kulun kendisidir. Burada tercih kulun vazifesi, konuşmayı yaratmak ise Allah’ın vazifesidir, yani bu iş O’nun yaratmasıyla meydana gelir. Bu ikinci fiillerde, kul cüz’i iradesini sarf ettikten sonra, neticeyi Allah yaratır.

Cenâb-ı Hakk'ın ezelde takdir ettiği bir hüküm vardır:

“Kulum cüz’i iradesini neye sarf ederse ben küllî irademle onu yaratayım.”

“Kulum sebeplere teşebbüs etmedikçe ben müsebbebleri (neticeleri) yaratmayayım.”

Bu takdiri yapan Allah’tır. Kur’an-ı Kerim'de bu ve benzeri kanunlar için “sünnetullah” tabiri geçer.

“Evet insan bir askerdir. Askerlik vazifesi başka, hükûmetin vazifesi başkadır. Askerlik vazifesi talim, cihad gibi din ve vatanı koruyacak işlerdir. Hükûmetin vazifesi ise, erzakını, libasını, silâhını vermektir. … Bu itibarla insanın Allah'a karşı ubudiyet, vazifesidir. Terk-i kebair takvasıdır. Nefis ve şeytanla uğraşması, cihadıdır.”(1)

(1) Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...