"Ubûdiyette ancak teslimiyet vardır. Tecrübe, imtihan yoktur. Çünkü seyyid, efendi abdini, hizmetkârını tecrübe ve imtihan edebilir. Fakat abd, seyyidini imtihan etmek salâhiyetinde değildir. Ve kezâ, insan Rabb'ini, Hâlık’ını tecrübe edemez." İzahı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Ubûdiyette ancak teslimiyet vardır. Tecrübe, imtihan yoktur. Çünkü seyyid, efendi abdini, hizmetkârını tecrübe ve imtihan edebilir. Fakat abd, seyyidini imtihan etmek salâhiyetinde değildir. Ve kezâ, insan Rabb'ini, Hâlık’ını tecrübe edemez."(1)

“Ubudiyette ancak teslimiyet vardır. Tecrübe, imtihan yoktur.”

On Üçüncü Nota’da nakledilen şu kıssa bu hakikatin en güzel açıklamasıdır:

“Bir zaman şeytan, Hazret-i İsâ Aleyhisselâma itiraz edip demiş ki: 'Madem ecel ve her şey kader-i İlâhî iledir; sen kendini bu yüksek yerden at, bak nasıl öleceksin.'"

"Hazret-i İsâ Aleyhisselâm demiş ki: 'Cenâb-ı Hak abdini tecrübe eder ve der ki: "Sen böyle yapsan sana böyle yaparım. Göreyim seni, yapabilir misin?" diye tecrübe eder. Fakat abdin hakkı yok ve haddi değil ki, Cenâb-ı Hakkı tecrübe etsin ve desin: "Ben böyle işlesem sen böyle işler misin?" diye tecrübevâri bir surette Cenâb-ı Hakkın rububiyetine karşı imtihan tarzı, sû-i edeptir, ubudiyete münâfidir.'"(2)

Öğrenci, hocasını; asker, komutanını; çocuk babasını imtihan edemezken nasıl olur da kul İlâhî hikmetleri sorgulayabilir. Bu gibi haddini tecavüz eden nefislere İbrahim Hakkı Hazretleri şu öğüdü veriyor:

"Deme niçin bu böyle,
Yerindedir ol öyle,
Var sonunu seyreyle.
Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler."

İnsanın başına gelen her sıkıntı, her hastalık ve her musibet bir imtihan sorusudur. Kulun görevi, bu gibi hallerin giderilmesi için gerekli sebeplere teşebbüs ettikten sonra, sabretmek ve sunucu rıza ile karşılamaktır. Meselâ, insan bir hastalığa yakalandığında vücut emanetini korumak niyetiyle tedavi olur. Bu niyetle tedavi görmek Allah’ın Hakîm isminin gereğini yapmaktır ve bir nevi ibadettir. Tedaviden sonda şifayı Allah’tan beklemek de ayrı bir ibadettir ve ayrı bir kulluk görevidir.

Uğradığı bir musibete karşı "Ben ne ettim ki bu başıma geldi?" gibi sorular sormak, kulun seyidini imtihan etmesi gibidir.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Habbe, Zeylü'z-Zeyl.
(2) bk. Lem’alar, On Yedinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...