"Nurun fevkalade perde altındaki fütuhatına kanaat ediniz. Şimdiye kadar hiçbir eserin böyle ağır şerait altında bu derece tesirli intişarını tarih göstermiyor." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Kardeşlerim; Merak etmeyiniz ve Nur'un fevkalâde perde altındaki fütuhatına kanaat ediniz. Şimdiye kadar hiçbir eserin böyle ağır şerait altında bu derece tesirli intişarını tarih göstermiyor." (Emirdağ Lahikası-I, 195. Mektup)
Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin bu ifadeleri, Risale-i Nur’un zor şartlar altında gösterdiği yayılma gücünü ve bu durumun talebeleri üzerindeki tesellisini anlatır. Üstad, talebelerine dışarıdan büyük şaşaalı başarılar aramak yerine, derinden ve sessizce yürüyen manevi fethe odaklanmalarını tavsiye etmektedir. Bu vecizede öne çıkan temel mesajları şu şekilde analiz edebiliriz:
1. Perde Altındaki Fütuhat (Gizli ve Derinden Giden Fetih)
"Fütuhat" kelimesi genellikle büyük orduların toprak kazanması veya bir fikrin kitlesel, gösterişli bir şekilde yayılması için kullanılır. Ancak buradaki fetih, fevkalâde perde altında yani sessiz, gürültüsüz ve gösterişsizdir. Risale-i Nur’un fütuhatı saraylar, makamlar veya dış dünyadaki yapılar kurarak değil, doğrudan doğruya insanların kalplerini ve imanlarını kazanarak gerçekleşir. Dışarıdan bakıldığında sıradan görünen bu iman kurtarma faaliyeti, hakikatte en büyük fetihtir.
2. Ağır Şerait (Zorlu Şartlar)
Eserlerin telif ve intişar dönemi sıkı gözetimler, aramalar, baskılar, mahkemeler ve sürgünlerle doludur. Matbaaların rahatça kullanılamadığı, eserleri bulundurmanın bile ciddi hukuki riskler taşıdığı bir dönem kastedilmektedir.
3. Tarihte Eşi Görülmemiş Bir İntişar
Üstad, bu ağır ve baskıcı şartlara rağmen eserlerin elden ele, evden eve yazılarak çoğaltılması ve milyonlarca insana ulaşmasını tarihi bir istisna olarak nitelendirir. Normal şartlarda bu tür yoğun baskılar fikri akımları durdurur veya sindirirken, Risale-i Nur’un tam aksine daha da tesirli bir şekilde yayılması, müellif tarafından eserin ihlasına ve manevi gücüne bağlanır.
Özetle bu mektup, zor zamanlarda hizmet eden Nur talebelerine bir sabır, sadakat ve kanaat dersidir. Görünürde büyük imkânlar, serbestlik veya alkışlar olmasa bile, iman hakikatlerinin kalplerde yaptığı o sessiz inkılabın ve manevi fethin büyüklüğünü fark edip bununla yetinmelerini (kanaat etmelerini) öğütler.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü