"O âmâl sıkışmışlar vücud-u adem içinde" ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Pek ilticakârâne vicdanımıza girdik. İçine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz. Eyvah, yine bulmayız. Biz medet vermeliyiz.
Zira onda görünür binlerle emelleri, galeyanlı arzular, heyecanlı hissiyat kâinata uzanmış. Her birinden titreriz, hiç yardım edemeyiz.
O âmâl sıkışmışlar vücud-u adem içinde; bir tarafı ezele, bir tarafı ebede uzanıp gidiyorlar. Öyle vüs’atleri var; ger dünyayı yutarsa o vicdan da tok olmaz." (Sözler, Lemeât)
İnsanın emelleri, doğası gereği sonsuzluğa uzanma eğilimindedir. İnsanın vicdanı bir tarafı ezele diğer tarafı ebede uzanmış arzular ve emellerle dolu bir manevi kap gibidir. İnsanın kalbi, vicdanı ve mahiyetinin öyle bir genişliği var ki, dünyayı yutsa tok olmaz. Çünkü manevi özellikleri itibariyle insan kainattan ve hilkat aleminden büyüktür ve geniştir.
Ancak insanın maddi ve fiziksel varlığı, zaman ve mekânla sınırlıdır.
Vücud (Varlık): Şu an içinde bulunduğumuz, sınırlı, fâni ve maddi alemdir.
Adem (Yokluk): Henüz gerçekleşmemiş olan, geçmişe karışan veya maddeten var olmayan karanlık boşluktur.
Emellerin bu ikisi arasında sıkışması, insanın ebediyet isteyen ruhunun, şu anki dar ve geçici varlık kalıbına sığmaması; ama aynı zamanda yokluk karanlığına (ölüme ve unutulmaya) düşme korkusuyla arada kalmasıdır.
Kelâm ve felsefe penceresinden baktığımızda, insanın emelleri mümkinat dairesindedir. Yani olması da olmaması da mümkündür. Emellerimiz gerçekleşmediğinde adem içinde kalır. Gerçekleştiğinde ise vücud sahasına çıkar, ama bu sefer de zeval ve firak tokadını yer.
Sıkışmışlık tabiri, insanın istediği şeyi tam anlamıyla elde edememesini veya elde etse bile onu elinde tutamamasını ifade eder. İnsan, sonsuz arzularıyla bu dar dünyevi varlık ile mutlak yokluk arasında bunalmaktadır.
Buradaki asıl nükte, emellerin aslında ebediyet için verilmiş olmasıdır. İnsan, "Baki" olanı arzulayacak bir cihazla donatılmışken, bu cihazı fani ve ademe mahkum olan dünyalık işlerde kullanmaya kalktığında:
Emeller, maddi dünyanın darlığında ezilir.
Yokluk (ölüm) gerçeği karşısında parçalanır.
Özetle bu ifade, insanın büyük ideallerinin ve bitmez isteklerinin, dünyanın geçiciliği ile ölümün gerçekliği arasında bir çıkmaza girdiğini anlatır. İnsan bu sıkışmışlıktan ancak yüzünü fâni olandan baki olana dönerek kurtulabilir.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Allah razı olsun