"Kadir-i Ezeli, kendi dest-i kudretle bu zulümat-ı kıt’adan bizi tuttu çıkardı" ne demektir? Yokluk, karanlık mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey yoldaş-ı hüşyar! Sırat-ı müstakimin o meslek-i nuranî, mağdub ve dâllînin o tarik-i zulmanî, tam farklarını görmek eğer istersen, ey aziz,

Gel, vehmini ele al, hayal üstüne de bin. Şimdi seninle gideriz zulümat-ı ademe. O mezar-ı ekberi, o şehr-i pür-emvâtı bir ziyaret ederiz. Bir Kadîr-i Ezelî, kendi dest-i kudretle bu zulümat-ı kıt’adan bizi tuttu çıkardı, bu vücuda bindirdi, gönderdi şu dünyaya, şu şehr-i bî-lezâiz." (Sözler, Lemeât)

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin bu ifadeleri, varlığın mertebelerini ve insanın yaratılış serüvenini çok derin bir temsil ile anlatır. "Zulümat-ı kıt’a" tabirini neden kullandığını şu birkaç noktada özetleyebiliriz:

  • Ademin (Yokluğun) Karanlığı

İslam felsefesinde ve tasavvufi düşüncede adem yani yokluk, mutlak bir karanlık olarak tavsif edilir. Varlık ise nurdur. Bizler bu dünyaya gelmeden önce, madden ve manen bir hiçlik sahasındaydık. Üstad, insanın henüz varlık sahnesine çıkmadığı, isminin okunmadığı ve hiçbir şeye güç yetiremediği o yokluk halini karanlık bir kıtaya benzetir.

  • İlmî Varlıktan Haricî Varlığa Geçiş

Biz bu dünyaya gelmeden önce Allah'ın ilmindeydik. Ancak şehadet âleminde, yani bu görünür dünyada henüz vücut giymemiştik. İlmi bir vücuttan, dış dünyada hissedilir bir vücuda geçiş, o belirsizlikten ve karanlıktan aydınlığa çıkarılmak gibidir. Zulümat yani karanlık tabiri, bizim o haldeki acziyetimizi ve bilinmezliğimizi temsil eder.

  • Esmanın Tecelli Etmediği Hâl

Eşya ve insan, ancak Allah'ın isimlerinin tecellisiyle aydınlanır. Hayat Hayy isminin, görme Basîr isminin bir nurudur... Bu vasıflar bize verilmeden önce, biz bu nurlardan mahrum bir karanlık içindeydik. Kudret-i İlahi bizi o pasiflikten ve karanlıktan tutup, bütün duygularla donatılmış bir vücud gemisine bindirmiştir.

  • Şehr-i Bî-lezâiz (Lezzetsiz Şehir) ile Tezat

Cümlenin devamındaki şehr-i bî-lezâiz ifadesiyle birlikte düşündüğümüzde; dünyanın fâni ve bazen sıkıntılı yüzüne rağmen, yokluk denilen o karanlık kıtadan çıkarılıp varlık nimetine mazhar edilmenin ne kadar büyük bir lütuf olduğunu vurgular. Yani "Hiç olmaktan ise, bu imtihanlı dünyada var olmak bin kat daha hayırlıdır." mesajını verir.

Özetle; zulümat-ı kıt’a, insanın henüz ben diyemediği, hiçbir hissiyatının uyanmadığı ve kudretin henüz üzerinde tasarruf edip onu gün yüzüne çıkarmadığı o mutlak sessizlik ve yokluk zindanını ifade eder.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Hem iman, nazar-ı gafletle arkamda, hiçlikte, yokluk karanlığında yuvarlanan dünyanın vaziyetini sırr-ı Kur'an'la gösterdi ki, o zahirî zulümatta..." İzah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...