"Evet, şu kâinatta insan bir fihriste-i câmia olduğundan, insanın kalbi binler âlemin harita-i mâneviyesi hükmündedir." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan, maddî ve manevî cihetiyle; “Kudretin gizli definelerini açan bir anahtar külçesi” gibidir. Her bir âza ve duygusu ile bir âlemin kapısını açar ve anlaşılmasını temin eder.

Mesela, dil bir anahtardır; tadlar âleminin kapısını onunla açarız.

Aynen onun gibi, akıl ve kalbimiz de birer anahtar gibidir, nice rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini onlarla açarız. Sinekten tutun, galaksilere kadar her bir mahlûk bir rahmet hazinesi ve hikmet definesi olup, onların tümü Cenâb-ı Hakk’ın gizli hazineleri olan güzel isimlerinin tecellileridirler. İşte insan, akıl sayesinde bu tılsımlı defineleri açıyor, onlarda tecelli eden isim ve sıfatları okuyor.

Talim ve terbiye sayesinde akıl melekemizi geliştirip, başkasının göremediği şeyleri gördüğümüz gibi, imanın nuru ile nurlanan, muhabbet ile cilalanan kalbimiz sayesinde de nice hakikatleri görürüz.

Kâinat, “kalem-i kudretle yazılmış bir kitap”tır. O kitaptaki yazıların taşıdığı gizli mânalar, fen ilimleriyle ortaya çıkarılırlar. İnsan, kendisine lutfedilen kabiliyetini yerinde kullanmakla, yer altı kaynaklarından, elektriğe, ışınlar âlemine kadar nice gizli hazineleri keşfetmiştir. Böylece sanki “bir anahtar külçesi” gibi olmuş ve her bir anahtarla ayrı bir hazineyi açmıştır. Buradaki farklı anahtarlar, insan mahiyetindeki değişik meziyetleri ifade etmekle birlikte, kâinatla alâkalı farklı fenlere de işaret olsa gerektir.

İnsan bütün kâinattan süzülmüş bir hülasa olduğu gibi, bütün duygularıyla da Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarını tanıyacak ve tanıtacak bir anahtar külçesidir.

Allah’ın bütün isimleri güzeldir ve onların bütün tecellileri harikadır, gariptir. Bunlar insanda fihriste olarak sıralanmış gibidir. Yaratmak, sûret vermek, hayat vermek, hissiyatla donatmak, ruhlara münasip bedenler yaratmak, organlar takmak, birer İlâhî fiildirler. Bunların hepsinin de yaratılmaları Allah’a mahsustur ve bütün bunlar Allah’ın isimlerinin tecellileriyle ortaya çıkarlar. Varlık âlemine serpilen bu tecellilerin hepsinden insanda da bir numune yaratılmıştır. O da var edilmiş, o da hayata kavuşmuş, o da rızıklanmış, onun da ruhu hissiyatla, bedeni uzuvlarla teçhiz edilmiştir ve hakeza...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

k.toprak
yardımlarınız için teşekkür ederim Rabbim hizmetlerinizi daim eylesin Allah razı olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
berrak

kalp binler alemin harita-i manevisi cümlesi "kalp dahi hakaik-i kainatın çekirdeği (fihrist mektubat), "hakiki hakaik-i eşya esma-i ilahidir (30.söz) kalpler ancak allah'ın zikriyle tatmin olur (rad 28) ifadeleriyle birleştinde yorumum şu ki: bütün hakikatler ve kainat esma-ül hüsnaya dayanıyorsa; kalpte bütün hakikatlerin çekirdeğiyse kalp ayine-i sameddir. bütün isimler ve alemler kalpte temerküz eder dolayısıyla kalp binler alemin harita-i manevisidir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...