"O maneviye ise, ya siyak veya sibak-ı kelamdan veya başka ayetten birer emare, o manaya işaret eder. " Kelamın "siyak ve sibakı" ne demektir; açıklar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
Siyak-sibak: Kelimenin taşıdığı mana itibariyle siyak, “sözün son tarafı ve devamı”; sibak ise, “ön tarafı ve evveliyatı” demektir. Kelamın; evveline güzel bir netice, sonrasına iyi bir başlangıç olmasıdır. Kelamda baş ve sonun birbirine mutabık ve insicamlı olmasını ifade eder.
Siyak-sibak bir yönüyle "resmi bir bütün olarak görmek"tir. Çünkü Kur'an kendi içinde tam bir bütünlüğe sahiptir. Ayetlerin ve surelerin kendilerinden önceki ve sonraki ayetler ve surelerle münasebeti olduğu gibi, Kur'anın tamamıyla da münasebeti bulunmaktadır.
Bektaşîye “Neden namaz kılmıyorsun?” diye sormuşlar. "Kur'an, ‘Namaza yaklaşmayın!’ diyor.” demiş.
“Ayetin devamını da oku.” dediklerinde ise, “İlerisine hâfız değilim.” diyerek, işin içinden sıyrılmaya çalışmış. Ayetin devamında, “sarhoş iken” kaydı yer almaktadır. (bk. Nisa, 4/43)
Bir de şu ayete bakalım: "(Ey Peygamber) De ki: Ben gaybı bilmem..."(En'am, 6/50)
Bu ayetten yola çıkan birisi, "Hazret-i Peygamber, hiçbir gayb bilgisine sahip değildi. Hadis kitaplarında istikbale dair ona nisbet edilen sözler, mevzudur, sonradan uydurulmuştur." neticesine varabilir.
Hâlbuki, "Gaybı bilen Allah, razı olduğu elçiden başka kimseye gaybını izhar etmez..." (Cinn, 72/26-27) ayeti, birinci ayeti anlama noktasında bize rehberlik etmektedir. Ayetler beraber mütalaa edildiğinde ortaya çıkan netice şudur: Hazret-i Peygamber (asm), kendiliğinden gaybı bilemez; fakat Allah'ın bildirdiği kadar bilmesine hiçbir engel yoktur.
Surenin kendi içinde bütünlüğüne, Kıyame suresinde geçen şu ayetlerle bakabiliriz:
"Onu söylemek için acele edip dilini kımıldatma. Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir. O halde, onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et. Sonra onu açıklamak da bize aittir." (Kıyame, 75/16-19)
Bu ayetlerin açıklamasında genelde şu rivayete yer verilir:
Hz. Peygamber (asm), vahiy geldiği esnada ayetleri eksiksiz bir şekilde ezberlemek maksadıyla dilini oynatarak tekrar etmekteydi. Allah, bu ayetleri indirerek onu rahatlattı.(1)
Yani “Ey Peygamber! Kur’an'ın vahyi sana geldiğinde, 'ondan bazı şeyleri kaçırabilirim' şeklinde bir telaş ile dilini kımıldatma. O vahyi göğsünde cem etmek ve kıraatini dilinde sabit kılmak bize aittir. Cebrailin lisanıyla onu sana okuduğumuzda sen de onun okunuşunu takip et ve tekrarla, ta ki zihninde sağlam bir şekilde yer etsin. Sonra, Kur’an'ın manalarından sana müşkil gelenleri beyan edip açıklamak da bize aittir.” (Beydâvi, III, 621)
1) bk. Buhari, Tefsir: 75/1-2; Bed’ul-vahy: 4; Tevhid: 43; Müslim, Salât: 148; Tirmizi, Tefsir: 75/1; Nesai, Sünen, İftitah: 37; Ahmed b. Hanbel, 1/343.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü