Kur'an'da savaştan bahseden ayetlerin olmasını, İslam'ın barış dini olmadığına yoruyorlar. Ne dersiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Altı bin altı yüz altmış altı ayet içerisinde, on yirmi ayetin savaş hukukundan bahsetmesi ve Müslümanların düşmanları ile nasıl bir münasebet içerisinde olacağını düzenlemesi, gayet makul bir durumdur.
Üstelik bu ayetlerin iniş sebebi, siyak-sibak alakası, tefsir usulü, hadislerce tahlil edilmesi, ortak aklı temsil eden icma tarafından nasıl anlaşıldığı gibi hususlar, ayetleri sağlıklı anlama adına çok mühim kilometre taşlarıdır. Bu çerçevenin dışına çıkan ifrat ve sivri itibar edilmez ve edilmemelidir.
Bazı cahil ahmakların ayetin sadece mealine bakarak şiddeti ve terörü meşrulaştırması, ayetlerin kudsiyetine ve ağırlığına bir zarar vermez. Nitekim şiddete ve teröre bulaşmak isteyen bir adam, en ılımlı cümleleri en mülayim metinleri de kendi hevasına göre yorumlayabilir. Yani sıkıntı ayette değil, ayeti bağlamından koparıp kendi heveslerine göre yanlış yorumlayan kişilerdedir...
Sivri cahiller yanlış anlar endişesi ile Allah’ın savaş hukukundan bahsetmemesi mümkün değildir. Bütün anayasalarda ve hukuki metinlerde savaş hukukundan bahsedilir ve savaşın ana umdeleri tespit edilir. Anayasa ve hukuki metinlerin savaş hukukundan bahsetmesi, barışa karşı oldukları ya da barış düşmanı oldukları manasına gelmiyor...
İslam’ın barış dini olması, getirdiği esasların sağlamlığı ve hakikatlerinin güzelliği on dört asır boyunca, başka din mensuplarının bölük bölük İslam’a girmelerine vesile olmuş, olmaya da devam ediyor. İslâm Dini, zulmedenlerin zulmüne engel olmak için ancak belli şartlarda savaşa izin verir. Nitekim bir ayette mealen şöyle buyrulur:
“Kendilerine savaş açılan kimselere, zulme uğramaları sebebiyle savaşmalarına izin verildi.” (Hac Suresi, 39)
Ayette doğrudan savaş emri yerine, “izin verildi” denilmesi çok manidardır. Burada savaşın zatında güzel bir şey olmayıp, ancak zaruri hallerde yapılacak bir şey oluğuna dikkat çekilmiştir.
“Sizinle savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın. Haddi aşmayın. Allah haddi aşanları sevmez.” (Bakara Suresi, 190)
“Sulh sizin için daha hayırlıdır.” (Nisa Suresi, 128)
“Ve eğer onlar sulha meylederlerse sen de ona meylet ve Allah’a tevekkül kıl.” (Enfal Suresi, 61)
Bu ayetlerden de açıkça anlaşıldığı gibi, İslâm zaruri hallerde yapılan savaşlarda bile vahşete ve aşırılığa asla müsaade etmez. Hz. Peygamber (sav), komutanlarına kadınları, çocukları, yaşlıları, ibadetle meşgul olanları öldürmemelerini tembih etmiştir.
İslam’ın ilk dönemlerinde çeşitli eza ve cefaya maruz kalan Müslümanların bir kısmı, Peygamber Efendimiz (sav)’in tavsiyesiyle Habeşistan’a, geriye kalanlar da Medine’ye hicret etmişlerdir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü