"Onlara karşı çıkacak ve mukabele edecek olan hizbü’l-Kur’an hakkında..." Buradaki "Hizbü’l-Kur’an" ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Bediüzzaman, rivayetlerde gelen eşhas-ı ahir zamana ait haberlerin mühim bir kısmını ve Hürriyet'ten evvel İstanbul’da tevilini söylediği hadislerin ihbar ettiği ahir zamanın dehşetli şahıslarının âlem-i İslâm ve insaniyette zuhur ettiğini görür."
"Ve yine, gelen rivayetlerden, onlara karşı çıkacak ve mukabele edecek olan hizbü’l-Kur’ân hakkında, 'O zamana yetiştiğiniz zaman, siyaset canibiyle onlara galebe edilmez; ancak manevi kılıç hükmünde i’câz-ı Kur’ân’ın nurlarıyla mukabele edilebilir.' tavsiyesine müraatla, Ankara’da teşrik-i mesai edemeyeceği için, kendisine tevdi edilmek istenen meb’usluk, Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye gibi Diyanetteki azalığı, hem vilâyât-ı şarkiye vaiz-i umumiliği tekliflerini kabul etmez." (Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı)
Burada geçen "Hizbü’l-Kur’an" tabiri Kur’an’ı müdafaa edecek olan Kur’an talebeleri anlamındadır. Bu asırda küfür ve dalalete karşı Risale-i Nur'un iman hakikatleri ile mukabele eden Nur talebeleri Hizbü’l-Kur’an oluyorlar ve bu paragrafta da bu mana nazara veriliyor.
Ahir zamanda deccal gibi dessaslarla mücadele siyasetle değil iman hakikatlerinin neşri şeklinde olacaktır. İman hakikatlerini neşreden Müslümanlar da Nur talebeleri gibi, Kur’an’ın en sadık ve makbul bir hizbi bir askeri olacaklar.
Aynı ifade ile anıldığı halde, buradaki manadan farklı olan ikinci bir Hizbü'l-Kur'ân kelimesi de vardır. Vird olarak okunan Hizbü'l-Kur'ân ise Kur'ân'ın bir kısmı, Kur'ân'ın altmışta biri, Kur'ân'ın bir parçası, Kur'ân'dan bir bölüm demektir. Terim olarak ise, Kur'ân'dan faziletli surelerin bir araya getirilerek yapılmış mecmualara Hizbü'l-Kur'ân denmiştir.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü