Block title
Block content

Otuz Üçüncü Söz Dokuzuncu Pencere'yi izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Dokuzuncu Pencere"

"Kâinattaki ibâdât-ı umumiye, bilbedâhe bir Mâbud-u Mutlakı gösteriyor."

"Evet, âlem-i ervâha ve bâtına giden ve ruhanî ve meleklerle görüşen zatların şehadetleriyle sabit olan umum ruhanî ve melâikelerin kemâl-i ımtisal ile ubûdiyetleri ve bilmüşahede bütün zîhayatların kemâl-i intizamla ubudiyetkârâne vazifeler görmeleri ve bilmüşahede, anâsır gibi bütün cemâdâtın kemâl-i itaatle ubudiyetkârâne hizmetleri, bir Mâbud-u Bilhakkın vücub-u vücudunu ve vahdetini gösterdiği gibi, her bir taifesi icmâ ve tevatür kuvvetini taşıyan bütün âriflerin hakikatli marifetleri, bütün şâkirler taifesinin semeredar şükürleri ve bütün zâkirlerin feyizli zikirleri ve bütün hâmidlerin nimet arttıran hamdleri ve bütün muvahhidlerin burhanlı tevhidleri ve tavsifleri ve bütün muhiblerin hakikî muhabbet ve aşkları ve bütün mürîdlerin sadık irade ve rağbetleri ve bütün müniblerin ciddî talep ve inâbeleri, yine Mâruf, Mezkûr, Meşkûr, Mahmud, Vâhid, Mahbub, Mergub, Maksud olan o Mâbud-u Ezelînin vücub-u vücudunu ve kemâl-i rububiyetini ve vahdetini gösterdiği gibi, kâmil insanlardaki bütün makbul ibâdâtın ve o makbul ibâdâtın neticesinden hasıl olan füyuzat ve münacat, müşahedat ve keşfiyat, yine o Mevcud-u Lemyezel ve o Mâbud-u Lâyezâlin vücub-u vücudunu ve vahdetini ve kemâl-i rububiyetini gösterir. İşte, şu üç cihette ziyadar büyük bir pencere, vahdaniyete açılır."(1)

Bu pencerenin ana konusu; "ibadet eden varsa, ibadet olunan da onunla beraber bulunmak gerekir" önermesidir. İbadet olup da, ibadet olunan Zat olmaz ise, bu safsata olur.

Kainatın ve mahlukatın kendilerine mahsus umumi ibadet tavırları ve ibadeti ihsas ettiren itaat ve vazifeleri gösteriyor ki; yaratılmış herbir şey kendine özgü bir şekil ve tavır ile ibadet içerisindedirler ve bir Zata karşı ibadetlerini şuurlu veya şuursuz takdim etmekteler.

Öyle ise eşyanın ve mahlukatın genelindeki bu ibadet levhasını, tefekkür ile takip edersek; ibadet olunan Mabud-u Bilhak olan Allah’a ulaşırız.

Nasıl eşyanın üstündeki hikmet ve maslahatlar, Allah’ın Hakim ismine işaret ve delalet ediyorlarsa, aynı şekilde mahlukatın şuurlu veya şuursuz ibadetleri de; Allah’ın zatına ve Mabud ismine işaret ve delalet eder.

Sayısız meleklerin ve ruhanilerin ibadetleri, akıl ve şuur sahibi olmayan mahlukatın itaat ile yaptıkları fıtri ibadetleri, insanlar içindeki milyonlarca evliya ve asfiyanın marifet ve muhabbetleri, şükredici kulların şükürleri, zikredici kulların zikirleri, tevhid ehli insanların kati delilleri, aşıkların aşkları, genel bir kuvvet kazanıp, Mubud-u Bilhak olan Allah’ı gösterip, O'na bir levha ve kılavuz şeklinde işaret ve delalet ederler. Üstelik O'nu; Mâruf, Mezkûr, Meşkûr, Mahmud, Vâhid, Mahbub, Mergub, Maksud gibi isimleri ile tarif ederler.

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Dokuzuncu Pencere.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dokuzuncu Pencere | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4226 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

isahalim

"UMUM RUHANİ VE MELAİKELERİN KEMAL-İ İMTİSAL İLE UBUDİYETLERİ" diye geçiyor. Melekler zikredildiğine göre, ruhani'den kasıt cinler ve vefat eden müminlerin ruhları mı? Eğer öyleyse; vefat eden müminlerde mi ibadet ediyorlar? Yok etmiyorlarsa, o zaman da şöyle bir problem ortaya çıkıyor: Neden Üstadımız "cinler" deyip geçmedi de "ruhaniler" ifadesini tercih etti?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Vefat etmiş ruhların ibadeti şükür şeklindedir. Ruhanilerden maksat melekler, cinler ve insanlardan başka varlıklar da olabilir. Risale-i Nurun bir çok yerinde bu ruhaniler ifadesi müstakil bir şekilde vurgulanıyor. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...