"Bir tevhid-i sermedî işareti şöyledir: Vâcib, kadîm, ezelî olmazsa olmaz İlâh. Yâni, ya müddeten hâdis ise, ya maddeden tevellüd, ya bir asıldan münfasıl olsa, elbette olmaz şu kâinata penah." ifadelerini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Beşincisi: وَلَمْ يُولَدْ Bir tevhid-i sermedî işareti şöyledir: Vâcib, kadîm, ezelî olmazsa olmaz ilâh."

"Yâni, ya müddeten hâdis ise, ya maddeden tevellüd, ya bir asıldan münfasıl olsa, elbette olmaz şu kâinata penah."(1)

Müddeten hâdis ise” Allah’ın hâdis yani sonradan olmadığına ve ezelî ve ebedî olduğuna işaret ediliyor. Yani "Hâdis olan ilah olamaz." hükmü hatırlatılıyor.

Maddeden tevellüd” cümlesinde ise Allah’ın kâinatın ve mahlûkatın cinsinden olmadığına, zaman ve mekândan münezzeh ve mukaddes olduğuna işaret ediliyor. Yani madde ve cisimden neş’et eden bir şey ilah olamaz. Zira madde mümkün ve hâdistir, başı ve sonu vardır. Başı ve sonu olan ise ilah olamaz.

Cenab-ı Hakk’ın zâtî sıfatlarından biri de “Muhalefetün-lil-havâdis”tir. Zât’ının mahlûkatın zatlarına ve sıfatlarının da mahlûk sıfatlarına benzememesi demektir.

“Ya bir asıldan münfasıl olsa, elbette olmaz şu kâinata penah.”

Penah; iltica edilen yer, nokta-i istinad demektir. Bu cümlede ise ilahlık asla bir şeyin cüz’ü ya da parçası olamaz deniliyor. Yani Allah hiçbir şeyden infisal ederek ayrılıp vücud bulmamıştır. O’nun varlığı ve sıfatları kendindendir ve ezelîdir. O hiçbir şeyden olmamış, her şey O’nun yaratması ile var olmuştur.

Yani; ilahlığın en büyük ve olmazsa olmaz şartları ve vasıfları, vacib ve ezelî olmasıdır. Vacib ve ezelî olmayan, ilah olamaz.

Vacib; varlığı zâtından olup, ezelî, ebedî olması demektir. Vacib, ilahlığın en büyük vasfıdır. Bütün mahlûkat gibi bizim vücudumuz da hâdistir. “Mümkin-ül vücuttur” yani, olup olmaması müsavidir.

Bir zamanlar yoktuk, O’nun lütfuyla var olduk, yarın ise bu dünyadan ahiret âlemine göçeceğiz. Daire-i ilminden daire-i kudrete geldik. Daire-i kudretten yine daire-i ilme geçeceğiz. Biz ezelî değiliz, ama Allah’ın Bâki ismine mazhariyetle ebediyiz.

Bizim vücudumuz Cenab-ı Hakk’ın sıfatlarının, cemal ve kemalinin bir aynasıdır. Bir nehrin yüzündeki kabarcıkların sürekli olarak değişmesi gibi, biz de her an değişmekteyiz. Bir zamanlar dedelerimiz ve babalarımız Allah Teâlâ Hazretlerinin isimlerinin aynası idiler, şimdi ise onların bedeline o ayinedarlık vazifesini bizler yapıyoruz. Bu hâl kıyamete kadar böyle devam edecektir.

Ezelî ve Ebedî olmak da ilahlığın en büyük vasıflarındandır. Ezelî evveli olmamak, ebedî ise sonu olmamak demektir. Yani Allah’ın başlangıcı ve sonu yoktur, ezelî ve ebedîdir. Bir başlangıcı olsa vacib ve ilah olamaz, zira başlangıçlık bir sebebe dayanma ve başka bir ilahın yaratmasına bakar. Yani Allah’ın bir başlangıcı ve sonu olmuş olsa idi, bir başka sebep ve ilah tarafından yaratılmış olması gerekirdi ki bu da ilahlık ile bağdaşmaz. Ulûhiyet hem sonsuz olacak hem de başka bir sonsuz varlığın müdahalesi ile son bulacak; bu ise muhaldir ve safsatadır.

Sermedî de Allah’ın hem ezelî hem de ebedî oluğunu ifade eder. Bu iki kısa cümle ilm-i kelamın hülasası gibidir.

(1) bk. Sözler, Lemeât.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

drerkan

Allah razı olsun hocam. Ne kadar güzel izah etmişsiniz; çok faydalanıyoruz sizlerden,daha öncede söylemiştim adeta bir akademi burası. Selam ve dua ile. Dr. Erkan Mercimek;Emirdağ

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...