Otuz Üçüncü Söz'ün, Onuncu Penceresini ilgili âyetlerle izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ayet-i kerîmelerin mealleri şöyledir:

“Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.

O, (âdetleri üzere) birbiri ardınca hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir.

O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.” (İbrahim Sûresi, 32-34)

Bu Pencere’nin tamamı bu ayet-i kerîmelerin manevî tefsiri mahiyetindedir.

Göklerin, yerin, güneşin, ayın, yağmurun insanlar için büyük birer nimet oldukları nazara verildikten sonra, Allah’ın nimetlerini saymaya insanın güç yetiremeyeceği nazara veriliyor ve bu vicdanî ve şerefli görevi yerine getirmeyenlerin çok zalim ve nankör oldukları beyan ediliyor.

"Onuncu Pencere"

"Şu kâinattaki mevcudatın birbirine teavünü, tecavübü, tesanüdü gösterir ki, umum mahlûkat bir tek Mürebbînin terbiyesindedirler, bir tek Müdebbirin idaresindedirler, bir tek Mutasarrıfın taht-ı tasarrufundadırlar, bir tek Seyyidin hizmetkârlarıdırlar." (1)

Kainat ve kainatın unsurları ve elementleri arasında açıkça görülen yardımlaşma, dayanışma, cevaplaşma, kucaklaşma gibi fiiller, kainatı parçalanmaz ve bölünmez bir bütün haline getiriyor. Bu fiiller sayesinde kainat adeta kompleks çalışan bir fabrika şekline giriyor. Bir bütün olan ve fabrika şekline giren kainat, tamamı ile hayat sahiplerine hizmet ediyor.

Mesela; bir elmanın teşekkülünde ve oluşmasında; güneş, hava, su, toprak, elementler, dolaylı olarak yıldız ve galaksiler, hepsi bir intizam ve yardımlaşma içinde çalışıyorlar. Şayet bu unsurlardan bir tanesi bu yardımlaşma ve dayanışma içinden çıksa, elma olmaz.

Mesela; güneş bu halkadan çıksa, elma vücut bulamaz. Ya da milyarlarca yıl uzakta olan bir galaksi yörüngesini şaşırıp intizamı bozsa, kainat sistemi yerle bir olacağı için elma yine oluşamaz...

Nasıl fabrikanın içindeki makine ve cihazlardan birisi bozulsa ya da atıl kalsa, netice ve gaye elde edilemez, yani ürün alınamaz ise, aynı şekilde kainat fabrikasının bir dişlisi kırılsa ya da bozulsa kainatta hayat mümkün olmazdı. Hayatın oluşması mümkün olmayacağı gibi, devam etmesi de mümkün olmazdı.

Demek hayat kimin ise, hayatın oluşumunda hizmet eden kainat ve çarkları da onundur. Bu da Allah’ın kainat üstündeki rububiyet ve uluhiyetini açıkça bize gösterip ispat ediyor. Güneşin basit bir elmaya boyun eğmesi ve ona hizmetkarlık yapması; Allah’ın tedbir ve terbiyesinin her şeyi kuşattığını bize gösteriyor. Daha bunun gibi binlerce örneği buna kıyas edebiliriz.

Yardımlaşma, dayanışma, cevaplaşma, kucaklaşma gibi fiiller, kainatın umumunda tecelli ettiği gibi, en küçük bir parçası olan hücre ve atomların arasında da işleyen bir kanundur. Bu kanunların izleri ve işaretleri dikkatle takip edilip izlenirse, bizi tevhide götürür.

Şuursuz ve cansız varlıkların yardımlaşma ve dayanışma gibi şuurlu fiilleri sergilemeleri mümkün olmayacağına göre, bu fiillerin ardında Allah’ın kudret ve rahmet tasarrufları ayna gibi parlar ve kendini ilan eder.

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Onuncu Pencere.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...