"Bütün mevcudat, bütün zerrat, bütün yıldızlar, her biri Vâcibü’l-Vücudun ve Kadîr-i Mutlakın vücub-u vücuduna birer burhan-ı neyyirdir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Mevcudat" denilince görünen ve görünmeyen bütün varlıklar anlaşılır. Biz görünen eşyaya muhatabız. Onların yapı taşları olan atomlardan ta yıldızlar âlemine kadar tamamı yokluktan kurtulup var olmalarında bir Vacibü’l-Vücud ve Kadîr-i Mutlaka muhtaçtırlar.

Vücud, varlık demektir, zıddı ademdir, yokluktur.

Allah vacibü’l-vücuddur, yani varlığı zatındandır, ezelî ve ebedîdir, olmaması muhaldir.

Mümkün ise vücudu ve ademi, yani olup olmaması eşit olan demektir. Bir mümkünin var olabilmesi için vacibü’l-vücud olan Allah’ın o şeyin varlığını yoklukta kalmasına tercih etmesi gerekir. Bu tercih neticesinde eşya Allah’ın mutlak kudretiyle vücud bulur.

Bu hakikate bütün zerreler de bütün yıldızlar hem varlıklarıyla hem de aralarındaki yardımlaşma ve dayanışmalar ile Allah’ın varlığına birer nurlu delildirler.

Teavün: Kelime olarak; yardımlaşma demektir. Kâinatın bütün parçaları arasındaki şiddetli münasebete kinaye olan bir kelimedir. Güneşin denizleri buharlaştırması, havanın bulutları taşıması, bulutun toprağa yağmur indirmesi bir çeşit yardımlaşmadır. Kâinatın her bir cüz’ünde bu münasebet vardır.

Tesanüd: Dayanışma içinde olmak demektir. Yine yardımlaşmada olduğu gibi, kâinatın en küçük parçasından en büyük galaksilerine kadar her şey arasında bir dayanışma ve yardımlaşma mânası hükmediyor. Dayanışma, yardımlaşmaya nisbetle daha geniş bir halkadır.

Teanuk: Kucaklaşmak ve kenetleşmek mânâsına gelir. Teavün ve tesanüdün biraz daha ileri mertebesini ifade eder. Yani kâinat ve unsurları arasında öyle şiddetli bir alaka ve münasebet var ki, adeta birbirlerine kenetlenmiş ve kucaklaşmış gibidirler. Kâinatı parçalanması ve bölünmesi imkânsız bir bütün haline getirirler.

Tecavüb: Cevaplaşmak, haberleşmek manasına gelir. Cevaplaşmada konuşmak ve dertleşmek manası hükmeder ki, artık parçalar arasındaki bütünlük manasının en son ve en kâmil mânasıdır. Güneş ile toprak konuşacak derecede birbirleri ile şiddetli münasebet içindedirler. Bedenimizdeki organların birbirinin suallerine cevap verir gibi yardımlaşmaları onların bir çeşit konuşmaları gibidir.

İşte kâinat ve içindeki unsurların arasındaki bu şiddetli dayanışma ve kucaklaşma, kâinatın ustasının ve sanatkârının tek ve yekta olduğuna katiyetle işaret edip ispat ediyor. Zira dayanışma ve kucaklaşma cansız, şuursuz ve kör unsurların işi olamaz. Bu harika yardımlaşmayı ancak ve ancak sonsuz ilim ve nihayetsiz kudret sahibi olan Allah yapabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...