"Risale-i Nur, ibadet yerinde, ilim içinde hakikate bir yol açmış." cümlesini detaylı olarak açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Buradaki ibadeti "nafile ibadet" şeklinde anlarsak mesele kalmaz. Tefekkür de bir nafile ibadettir ve hadis-i şerifte haber verildiği gibi, “yetmiş yıllık bir nafile ibadetten daha hayırlı” olabilir.

Üstadın bu cümlesi Nur yolunun tarikatlardan önemli bir farkını ortaya koyar. Tarikatlarda nafile ibadetler, özellikle de zikir çok önemli bir esastır. O yolda gidenler bu nafilelerle yüksek makamlara çıkabilirler, zahirden hakikate geçebilirler. Nur Risaleleri ise tefekkürü esas alarak aynı neticelere daha kısa zamanda varabilirler.

Nur mesleğinde esas, tefekkür olmakla birlikte, nur talebeleri nafile ibadetlerini de yerine getirirler, zikir konusunda her namazdan sona okudukları tesbihatlar ve büyük çoğunluğun vird haline getirdiği cevşen okumaları bunun en açık delilidir.

"Çünkü, ehl-i velâyetin amel ve ibadet ve sülûk ve riyazetle gördüğü hakikatler ve perdeler arkasında müşahede ettikleri hakaik-i imaniye, aynen onlar gibi, Risale-i Nur, ibadet yerinde, ilim içinde hakikate bir yol açmış; sülûk ve evrad yerinde, mantıkî burhanlarla ilmî hüccetler içinde hakikatü'l-hakaike yol açmış; ve ilm-i tasavvuf ve tarikat yerinde, doğrudan doğruya ilm-i kelâm içinde ve ilm-i akîde ve usûlü din içinde bir velâyet-i kübrâ yolunu açmış ki, bu asrın hakikat ve tarikat cereyanlarına galebe çalan felsefî dalâletlere galebe ediyor, meydandadır."(1)

"Risale-i Nur, ibadet yerinde, ilim içinde hakikate bir yol açmış:" Risale-i Nurlar doğrudan iman hakikatlerini ders verdiği için hem ilim hem de ibadet mesabesindedir. Eski zamanda çok nafile ibadetler ile nefsini terbiye eden velilere bedel, bu zamanda Risale-i Nurlar ile çokça meşgul olmak aynı neticeyi verdiriyor. Yani Risale-i Nurlar öyle bir ilimdir ki, içinde külli ibadet manası da vardır. İlim içinde ibadeti talebesine kazandırıyor.

"Sülûk ve evrad yerinde, mantıkî burhanlarla ilmî hüccetler içinde hakikatü'l-hakaike yol açmış:" Eski zamanda tarikatın uzun ve meşakkatli süluku ve evradı ile elde edilen manevi makam ve dereceleri şimdi Risale-i Nurlar mantıki deliller ve ispatlarla kısa ve az bir gayret ile verebiliyor. Yani uzlet, çile, evrat ve ezkar yerine, Risale-i Nurlarla meşgul olmak, hakikatlerin hakikati olan iman hakikatlerine ulaşmaya kafidir.

"Ve ilm-i tasavvuf ve tarikat yerinde, doğrudan doğruya ilm-i kelâm içinde ve ilm-i akîde ve usûlü din içinde bir velâyet-i kübrâ yolunu açmış ki:" Tasavvuf ilmine ve tarikat disiplinine girmeden, doğrudan Risale-i Nurlar vasıtası ile kısa ve az bir zamanda velayet-i kübra makamına girmek mümkündür. Risale-i Nurlar bu yolu ilm-i kelam içinde özel ve çabuk bir yol şeklinde geliştirmiştir. Yani kelam ilmindeki ağır ve herkesin anlamakta zorlandığı felsefi delilleri yerine, Kur’an’ın daha sade ve anlaşılır tevhidi delilleri ile velayete kısa ve öz bir yol bulmuştur.

Mesela Sad-ı Taftazani kader akidesini elli sayfada alim ve havas tabakasına müşkülat ile anlatırken, Risale-i Nurlar Kur’anî olan temsil ve teşbih metodu ile iki üç sayfada en avam insana da izah ve ispat ediyor. Böyle kestirme ve kati bir yol olan Risale-i Nurlar, sarsılmaz ve tahkiki iman derslerini toplumun her tabakasına sirayet ettirip ders veriyor. Uzun ve meşakkatli yollara sapmadan velayetin en yüksek makamlarını talebesine bahşediyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Emirdağ Lâhikası-I, 53. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...