Rızık vermek ve muayyen bir sima vermek, mugayyebattan sayılıyor. Fakat zâhiren bunlar takip ve kontrol edilebilen meseleler gibi görünüyor. Bunların mugayyebatla nasıl bir münasebeti olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yedinci Şua’da konumuza ışık tutacak şöyle bir cümle geçer:

“Her bahara, bir vagon gibi, hazine-i gaybdan yüz bin nevi et’ime ve levazımat, kemâl-i intizam ile yüklenip zîhayata gönderiliyor.”(1)

Dünyada üç milyondan fazla canlı türü olduğu söyleniyor. İnsanlar bunlardan sadece birisi. Bütün bu türler gibi bizim rızkımız da hazine-i gaybdan gönderiliyor. Şu var ki, bu rızıkların insana ulaşmasında cüz’î iradenin bu yönde kullanılması bir esas ve ön şarttır.

Bilindiği gibi, rızık bizim çalışarak elde ettiğimiz servet ve para değil, kazandığımızdan yiyebildiğimiz kısımdır. Çoğu zaman, hiç ummadığımız yerlerde, yine ummadığımız ikramlara mazhar olarak rızıklandığımız gibi, yemeğe niyetlendiğimiz birçok şeyi de çeşitli sebeplerle yemekten mahrum kaldığımız da bir vakıadır.

Rızkın, gayb olma ciheti, bize nasip olacak rızık içindir. Bir de rızıkların gaybî bir hazineden bize ikram edilmeleri cihetiyledir.

“Muayyen bir sîma verme” hususu Lem’alarda tafsilatlı olarak anlatılmıştır. Sadece şunu ifade etmekle iktifa edeceğiz: İnsan simasını meydana getiren göz, kulak gibi organlarının yer, şekil ve sayılarının bütün insanlarda aynı olması, tüm insanların yaratıcısının Vahid olduğunu gösterdiği gibi, hiçbir simanın diğerine benzememesi, ayrıca hiçbir insanın karakter yapısının da başkalarıyla yüzde yüz aynı olmaması Allah’ın iradesini göstermektedir. Ana rahmindeki ceninin ne maddî, ne de manevî siması o âlemde iken keşfedilemez.

1) bk. Şualar, Yedinci Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.038
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...