Said Nursi Hazretlerinin, kızların mevcut şartlarda okuması hususunda eserlerinde geçen bir fikri var mı?
Değerli Kardeşimiz;
Eğitim ve içtimaî faaliyetler, insanın temel hakları arasındadır. Bu yüzden ne İslam dini, ne de Üstad, kadınların eğitim ve içtimaî faaliyetlerine karşı değildir. Lakin bu eğitim ve faaliyetler ifa edilirken, İslam’ın umde ve esaslarına uygun olması iktiza eder. Erkek ile kadının aynı ortamda tesettüre riayet etmeden bulunmaları İslam’a ve fıtrata zıttır. Üstad'ın tenkit ettiği nokta burasıdır. Yoksa tesettüre riayet etmek, İslam’ın emirlerine uygun hareket etmek şartıyla okumak ve içtimaî faaliyetlerde bulunmak caizdir ve fıtrata uygun olan da budur.
Maalesef günümüzdeki sözde kadın hakları adı altında, nefsinin kölesi, namus, edeb, nezaket, terbiye, hicab, iffet ve hayâ duygularından mahrum olan, şeref ve haysiyetten bîhaber nefisperest ve sefih medeniyetle sarhoş bir kısım kimseler, cahiliye devrinde olduğu gibi, kadınları bir eşya ve reklâm vasıtası olarak görmektedir. İslamın nazarında bir hanım, devletleri idare edecek olan kahramanları yetiştirecek anne adayı, çocukların en müessir mürebbisi ve ruhundaki hassas yapı itibariyle erkeklerden daha şefkatli mümtaz bir varlıktır. Kadının fıtrî zaafiyeti ve nezaketi, çalışmaya ve içtimaî hayatın ağır şartlarına münasip değildir. Batı medeniyeti bu hakikati göz ardı ederek, kadınları içtimaî hayata ve açık-saçıklığa teşvik ediyor. Üstad'ın şiddetle tenkit ettiği nokta burasıdır.
Günümüzde kadınların, araba lastiğinden tutun, bilmem ne mamulünün tanıtımına kadar, her şeyde reklam vasıtası olarak kullanılması, ona bir kıymet vermek değil, tam aksine, onu aşağılamak ve itibarsızlaştırmaktır.
Hâlbuki kadının içtimaî hayatta âdi bir eşya olmaya değil, evinde ve yuvasında yavrusu ile meşgul olmaya müsait olarak yaratılmıştır. Ama kadının yuvasında ve yavrusu ile meşgul olması, ilim tahsil etmesine ve sosyal faaliyetlerde bulunmaya mâni değildir. Kadının en mühim vazifesi ve en tatlı meşguliyeti; yavrusu ile meşgul ve onu güzel terbiye edip vatana ve millete faydalı olarak yetiştirmesidir.
Şayet kadın çalışmaya mecbur ise, yani nafakasını temin edecek kimsesi yok ise, tesettüre ve İslam’ın edebine riayet etmek kaydı ile çalışabilir, bunun bir sakıncası yoktur. Ama sırf bunları bahane ederek, “bütün kadınlar çalışmalı ve içtimaî hayata atılmalıdır”, diye hüküm çıkartmak yanlış olur.
"Bilindiği gibi "Zararları gidermek, maslahatları celb etmekten evladır" diye meşhur bir fıkıh kaidesi vardır. İslâm'ın yasaklara gösterdiği itina, emirlere gösterdiği itinadan daha büyüktür. Hz. Peygamber (asm) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurur: "Ben size bir şey emrettiğim zaman ondan gücünüzün yettiği kadarını yapınız. Bir şeyden nehyettiğim zaman da ondan kaçınınız."
"Bundan dolayı meşakkati defetmek için vacibi terk etmek caizdir, ama günahları, özellikle büyük günahları işlemekte müsamaha yoktur. Bezzazî'nin ifadesine göre avret yerini örtecek bir şey bulamayan kimse, nehir kenarında da olsa istincayı terk eder. Çünkü yasak, emre tercih edilir. Kadına gusül gerekse ve erkeklerden gizlenecek bir yer bulamazsa guslü terkeder."(İbnu Nüceym el-Eşbâh ve'n-Nezâir, s. 90-91)"
"Demek oluyor ki, bir haramı işlememek için farz bile terkedilir. O halde sadece umulan bir maslahat için nassların haram kıldığı bir şeyin işlenmesi tecviz edilemez. Bize göre bu her okul için aynıdır. Müslümanların, kadınların başlarını açabilmeleri için İslâm'ın hükümlerini zorlayacakları yerde, kadınların İslâmî kıyafetler içerisinde okuyabilmelerinin çarelerini araştırıp bu yolda gayret sarfetmeleri gerekir."(Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar, II/180)
Netice olarak, İslâm'a hizmet etmek gayesiyle de olsa, İslâm'a taban tabana zıt düşen, kadının gösterilmesi haram olan yerlerini açmaya zorlayan okullarda okumanın zaruret kabul edilmesi mümkün değildir. Risale-i Nurlarda buna cevaz veren herhangi bir ibare ya da cümle geçmemektedir. Harama girmeyecek ve tesettüre uygun bir eğitim ortamı bulunursa, okumasında bir sakınca olmaz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü