"Sebeb-i münakaşa, eğer hadis ise; hadisin meratibini ve vahy-i zımninin derecatını ve tekellümat-ı Nebeviyenin aksamını bilmek lazım." Tekellümat-ı Nebeviyenin aksamı ile izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Saniyen: Sebeb-i münakaşa, eğer hadis ise, hadisin merâtibini ve vahy-i zımnînin derecâtını ve tekellümât-ı Nebeviyenin aksamını bilmek lazım. Avam içinde müşkülât-ı hadisiyeyi münakaşa etmek, izhar-ı fazl suretinde, avukat gibi kendi sözünü doğru göstermek ve enaniyetini hakka ve insafa tercih etmek suretinde deliller aramak caiz değildir. (Mektubat, 28. Mektup, İkinci Mesele...)
Hadisin mertebe, derece ve aksamını üç şekilde anlayabiliriz.
Birincisi, hadisin senet cihetidir. Evet, hadislerin mütevatirden tutun ta mevzu olmasına kadar birçok mertebeleri vardır. Mesela senedi zayıf olan bir hadis, senedi kuvvetli olan bir hadis ile tenakuz teşkil ediyor ise, zayıf hadis ya tevil edilir ya da reddedilir. Bu cihetle hadislerin çok aksamı vardır.
İkincisi, hadislerin menşeidir. Bazı hadisler, manası Allah’tan, lafzı peygamberdendir. Bazıları, manası da lafzı da Peygamber Efendimiz (asm)'dendir. Bazıları ise hem manası hem lafzı Allah’tandır, kudsî hadisler gibi. Bu cihetle de hadisler çok kısımlara ayrılırlar.
Üçüncüsü, hadislerin mana dereceleridir. Hadislerin mehazı vahye dayandığı veya vahiy ile muhafaza edildiği için, manasının, cüziyetten külliyete doğru çok manaları ve mertebeleri vardır. Yani hadisin zahir, batınî, sarihî, işarî, remzî, telmihî ciheti ile çok makam ve dereceleri vardır.
Cümlede geçen "tekellüm" hadislerin mahz-ı vahiy olup olmaması şeklindedir. Yani Peygamber Efendimiz (asm)'in her hadisine bir vahiy olarak bakamayız. Çünkü hadisler bazen örfî, bazen muhatabın seviyesine uygun, bazen meselenin ulvi oluşuna göre üst perdeden, bazen mevzuun inceliğine göre idraki zor olabiliyor.
Bu sebeple Peygamber Efendimiz (asm)'in hadisleri arasında makam ve rütbe bakımından çok kısımlar vardır. Biz bir makama bakıp hadislerin umumu hakkında bir hüküm veremeyiz. Bazen bir hadis bir kitap derinliğinde belagat ihtiva eder, bazen de muhatabın seviyesine mutabık bir şekilde gayet basit ve sade olur.
Üstad Hazretleri bu inceliğe şöyle işaret ediyor:
"ALTINCI ASIL: Beynennas iştihar bulmuş bazı hikâyeler bulunuyor ki, durub-u emsal hükmüne geçer, hakikî mânâsına bakılmaz. Ne maksat için sevk edilir, ona bakılır. İşte, bu neviden, beynennas teârüf etmiş bazı kıssa ve hikâyâtı, Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bir maksad-ı irşadî için temsil ve kinaye nev'inden zikredivermiş. Şu nevi meselelerin mana-yı hakikîsinde kusur varsa, örf ve âdât-ı nâsa aittir ve teârüf ve tesâmu-u umumîye râcidir." (Sözler, 24. Söz, Üçüncü Dal, Altıncı Asıl.)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Manası da lafzı da Allah'tan olan hadisler kudsi hadislerdir.
Manası Allah'tan, lafzı Peygamberimiz (asm)'den olan hadisler vardır.
Hem manası hem lafzı Peygamberimiz (asm)'den olan hadisler vardır.
Manası Peygamberimiz (asm)'den ama lafzı örfi olan hadisler vardır.
Hem manası hem lafzı örfi olan hadisler vardır.
Bu hadisler arasında da hiyerarşik makam farkları vardır. Mesela, hem manası hem lafzı örfi olan bir hadis makam olarak en düşük seviyede bir hadis şeklidir. Peygamber Efendimiz (asm) o toplumun bildiği ve kullandığı bir deyimi ya da atasözünü söyleyebilir. Bu deyim ve atasözleri içinde kalıplaşmış hata ve eksiklikler varsa, bu kusur örfe ait olur. Çünkü Peygamber Efendimiz (asm) o toplumun seviyesine ve anladığı dile göre konuşmuş oluyor.
Bizim hangi hadis hangi kategoride diye bir analiz yapmamız elbette mümkün değildir. Ama hadis kaynaklarında bu tasnifler yapılmıştır...
Her hadise nihayetsiz mana yüklemek doğru değildir. Çünkü hadislerin hepsi mahz-ı ilham ya da vahiy eseri değildir. Peygamber Efendimiz (asm)'in kendi sözü ayetin yanında nasıl sönük kalırsa, hadislerin de manası Allah'tan olan hadisle manası kendinden ya da örfi olan hadisin manası da bir olmaz.
O ayetin anlamı; "O heva söz, batıl kelam konuşmaz." anlamındadır, her konuştuğu vahiy anlamında demek değildir. Yani "Onun (asm) her söz ve davranışı vahyin denetimi altındadır, hata etse vahiy onu derhal düzeltir.", demektir. Yoksa her sözü vahiy demek değildir.