"Senin dergâh-ı rahmetini, mahbub abdin olan Üveysü’l-Karânî’nin nidasıyla ve münacatıyla şöyle çalıyorum..." Veysel Karani'nin münacatının, Otuz İkinci Söz ile münasebeti nedir? Buradaki rahmet kapısından maksat nedir ve nasıl açılmıştır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Yâ Rab! Nasıl büyük bir sarayın kapısını çalan bir adam, açılmadığı vakit, o sarayın kapısını, diğer makbul bir zatın sarayca menus sadasıyla çalar, ta ona açılsın. Öyle de biçare ben dahi, senin dergâh-ı rahmetini, mahbub abdin olan Üveysü’l-Karânî’nin nidasıyla ve münacatıyla şöyle çalıyorum. O dergâhını ona açtığın gibi, rahmetinle bana da aç..." (Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf.)

Bu rahmet duasının hem bu Söz’ün sonunda yer alması hem de muhtevası gösteriyor ki, bu münacat belli bir eserle ve belli bir zamanla sınırlı değildir. Bu münacatta, ubudiyetin esası olan aczini, fakrını ve naksını bilme noktasında mükemmel bir kulluk şuuru sergileniyor.

Burada kulluk şuurunun en ileri noktasında bulunan Peygamber Efendimizin (asm.) bir hadis-i şerifini hatırlayalım:

“İçinizde Allah’ı en çok seveniniz benim, ondan en fazla da ben korkarım.” (Buhari, İman 13)

Üstad'ın iki mühim cephesi vardır: Birisi kulluk ciheti, diğeri ise bu dehşetli asırda iman ve Kur’ân hizmetiyle vazifeli bir maneviyat sultanı olma ciheti.

Bu münacat muhtevası itibariyle Üstad'ın kulluk şuurundaki kemalinin bir göstergesidir. Şu var ki, onun iman hizmetindeki muvaffakiyeti de bu şuurun meyvesidir.

Üstadımız, “Ben imanın cereyanındayım, karşımda imansızlık cereyanı var...” demiş ve karşı cereyanın kalplerde açtığı yaralardan çok müteessir olduğunu da şu ifadeleriyle ortaya koymuştur:

“Karşımda müthiş bir yangın var,…, içinde evladım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor.”

Bu büyük yangın karşısında kendi imkânlarının noksaniyetini de şöyle dile getiriyor:

“Elleri bağlı zayıf hasta bir tek adama ordular taarruz ediyor.”

Basın ve yayın ordusundan, komünist ve mason teşkilatlarına kadar dünya çapındaki düşmanlara karşı onun tek dayanağı Allah’ın rahmet ve inayeti olmuştur. Bu ızdırar halinde, kendisine rahmet kapıları açılmış, en zor şartlarda eserlerini telif ve neşir etme imkânı ihsan edilmiş, yine en tehlikeli şartlarda etrafı kahraman talebeleriyle yine Allah’ın bir rahmeti ve ihsanı olarak kuşatılmıştır.

“Senin dergâh-ı rahmetini, mahbub abdin olan Üveysü’l-Karânî’nin nidaıyla ve münacatıyla şöyle çalıyorum. O dergâhını ona açtığın gibi, rahmetinle bana da aç.” duası böylece kabul olmuştur.

İlave bilgi için tıklayınız:

- VEYSEL KARANİ.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...