"Sonra, Allah’ın vazifesine müdahale etmek olan dinsiz düşman gelir; himmetin yüzünü tokatlar, gözünü kör eder." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sonra, Allah’ın vazifesine müdahale etmek olan dinsiz düşman gelir; himmetin yüzünü tokatlar, gözünü kör eder. Siz de 1اِسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْت 2 * وَلاَ تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikati gönderiniz. Ta onun haddini bildirsin."

1: Efendine efendi olmaya çalışma.
2: “Emrolunduğun gibi dos doğru ol.” (Şûrâ, 42/5)(1)

İnsan kendi vazifesini bırakıp Allah’ın vazifesine müdahale ederse, Allah’ın vazifesini kaldıracak gücü olmayacağı için altında ezilir; kendi vazifesini de yapamaz hale gelir. Bir cihetle emrolunduğu yoldan sapmış olur. Oysa emrolunduğu şey kendi yapabileceği vazifedir. Allah bizden kaldıramayacağımız şeyler istemiyor ki biz bu ağır yükün altına kendimizi atalım.

İnsanın kendi vazifesini bırakıp efendisi olan Allah’ın vazifesine omuz atması, bir cihetle -haşa- ona akıl vermek anlamına gelir. Çünkü "Ben böyle yaptım, ama sen böyle bir netice yaratmadın, aslında bu faaliyetin sonunda bu olmalıydı." demek hükmünde olduğundan, "efendisine efendilik taslamak" anlamı taşıyor. Haşa, kendisini ilahi vazifeleri ifa etme yeteneğinde ve kudretinde sanıyor. Ki bu durum “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” emrinden sapmak anlamına geliyor.

Hatta insanın ilahi vazifelere omuz vermesinin muhtevasında, dinsizlik anlamı bile çıkarılabilir. Çünkü iman etmiş bir mümin, Allah’a karşı sınırlarını ve haddini bilir ve ona göre hareket eder. İlahi vazifeye omuz atma işlemi bu yüzden "dinsiz bir düşman" gibidir.

(1) bk. Münazarat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...