Hatime / Gıybet Hakkındadır

İçerikler


  1. "Kur’ân’ın nazarında gıybet ne kadar şeni’ bir şey olduğunu tamamıyla gösterdiğinden, başka beyana ihtiyaç bırakmamış. Evet, Kur’ân’ın beyanından sonra beyan olamaz; ihtiyaç da yoktur." deniliyor, fakat genişçe izah yapılıyor, nasıl anlayabiliriz?

  2. "Şu âyet bilfiil gıybet edenlere müteveccih olduğu vakit, mânâsı gelecek tarzda oluyor." Âyetteki "sakındırma" herkese hitap etmiyor mu, sadece gıybet edenlere mi bakıyor?

  3. "Malûmdur, âyetin başındaki hemze, sormak, 'âyâ' mânâsındadır. O sormak mânâsı, su gibi, âyetin bütün kelimelerine girer. Her kelimede bir hükm-ü zımnî var." İzah eder misiniz?

  4. "Aya sevmek ve nefret etmek mahalli olan kalbiniz bozulmuş mu ki, en menfur bir işi sever." Gıybet kalbin bozulması mıdır, izah eder misiniz?

  5. " اَحَدُكُمْ kelimesiyle der: Cemaatten hayatını alan hayat-ı içtimaiye ve medeniyetiniz Ne olmuş ki, böyle hayatınızı zehirleyen bir ameli kabul eder?" ifadesini izah eder misiniz?

  6. "Hiç rikkat-i cinsiyeniz, hiç sıla-i rahminiz yok mu ki, böyle çok cihetlerle kardeşiniz olan bir mazlumun şahs-ı mânevîsini insafsızca dişliyorsunuz?" "Sıla-i rahm" ile "gıybet"in vech-i tevfiki, Üstad'ın maksudu nedir?

  7. "Hiç aklınız yokmu ki, kendi azanızı kendi dişinizle divane gibi ısırıyorsunuz." cümlesi ile ne demek istenmiştir?

  8. Gıybet bahsinde dördüncü kelime ile altıncı kelimede, ikisinde de kardeşinizi, arkadaşınızı dişlemekten bahsediliyor. Arasındaki fark nedir?

  9. "Gıybet, ehl-i adavet ve hased ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silâhtır." Burayı hassaten "inat ehli" açısından açar mısınız?

  10. "Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet zaif ve zelil ve aşağıların silahıdır." Bu ifade kime aittir; Eski Said'e ait olduğu ifade ediliyor, doğru mu acaba?

  11. "Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsaydı ve işitseydi, kerahet edip darılacaktı." Gıybet tam olarak nedir, kimisine "Gıybet ettin!.." dediğimizde, "olanı söylüyorum, bu gıybet değil." diyor! Sanırım gıybetin ne olduğunu tam olarak anlatamıyoruz?

  12. "Şekvâ suretinde bir vazifedar adama der, tâ yardım edip o münkeri, o kabahati ondan izale etsin ve hakkını ondan alsın." İdareciler problemi çözmezlerse başka neler yapılabilir? Personelin kendi aralarında konuşmaları uygun mudur?

  13. Mesela, Ahmet ile teşrik-i mesai edeceğim; üçüncü bir şahıs olan Veli de biliyor ki, Ahmet çok sahtekâr bir adam. Bu durumda Veli, benim ona sormadan, gelip beni bu konuda uyarması caiz mi, yoksa ben sormadan söylerse gıybet olur mu?

  14. "O topal ve serseri adam filan yere gitti." Burada "serseri" tabiri ne maksadla kullanılmıştır?

  15. "O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecahirdir. Yani fenalıktan sıkılmıyor, belki işlediği seyyiatla iftihar ediyor, zulmüyle telezzüz ediyor, sıkılmayarak âşikâre bir surette işliyor." Bu kapı açık diye aleyhte konuşmanın bize bir faydası olur mu?

Yükleniyor...