Block title
Block content

Birinci Mebhas, Birinci Nokta

İçerikler

  1. "Nur-u îmân"dan maksat nedir? Yirmi Üçüncü Söz'ün Birinci Mebhas'ındaki “nur” kelimesi nasıl anlaşılmalıdır?

  2. İmanın binler mehasininden, bu derste açıklanan beş noktanın dışında birkaç örnek verebilir misiniz?

  3. "İmanın bir intisap olması" ne demektir, açıklar mısınız?

  4. Bu intisap sayesinde insan “sanat-ı İlâhîye ve nukuşu esmâ-i Rabbaniye” itibariyle nasıl bir kıymet alıyor?

  5. "Madde ise, hem fâniye, hem zâile, hem muvakkat bir hayat-ı hayvanî olduğundan, kıymeti hiç hükmündedir." cümlesinde geçen “muvakkat bir hayat-ı hayvanî” ifadesini nasıl anlamalıyız?

  6. Zulmet-i küfür nasıl oluyor da sanat-ı Rabbaniyeyi gizliyor? Halbuki bir kâfirde de Cenâb-ı Hakk’ın İlâhî sanatları tezahür ediyor.

  7. İnsan tek başına gitse bir hiç oluyor. Ama imanla Rabbine intisap etse, ahseni takvimde oluyor. Bu nasıl böyle olabiliyor?

  8. "Alâ-yı illiyyîn" ile "esfel-i safilîn" mertebelerini açıklar mısınız? Bunları manevî makamlar olarak mı anlamalıyız?

  9. "İnsan, nur-u iman ile âlâ-yı illiyyîne çıkar,.." İnsandan üreyen dışkı, idrar, ter vs kötü koku ve mahiyetli şeyler var, diyenlere nasıl cevap vermemiz gerekir? Kainattaki zıtlıkların insanda da bulunmasını nasıl izah ederiz?

  10. "İman, insanı Sani-i Zülcelaline nisbet ediyor; iman bir intisabdır." cümlesini ve kavramları açıklar mısınız?

  11. İnsanın kıymetinin, Sanat-ı Rabbaniyeye göre ve âyine-i Samedaniye itibariyle olması konularını biraz daha açabilir misiniz?

  12. “Eğer, nur-u imân, içine girse, üstündeki bütün mânidar nakışlar o ışıkla okunur. O mümin, şuur ile okur ve o intisabla okutur.” cümlesinde, “müminin şuurla okuyup intisapla okutması” ifadesi geçiyor. Bu konuyu biraz açar mısınız?

  13. İnsanın "muhatab-ı İlâhî" olması ve "cennete layık bir misafir-i Rabbanî" makamına çıkması konusunu biraz açıklar mısınız?

  14. “Eğer kat-ı intisabdan ibâret olan küfür insanın içine girse, o vakit bütün o mânidar nukuş-u esmâ-i İlâhiye karanlığa düşer; okunmaz.” cümlesiyle başlayan paragrafı kısaca açıklar mısınız?

  15. "Antika bir san'at, antikacıların çarşısına gidilse, harika-pîşe ve pek eski, hünerver san'atkârına nisbet ederek, o san'atkârı yad etmekle ve o san'atla teşhir edilse, bir milyon fiyatla satılır. Eğer kaba demirciler çarşısına gidilse, beş kuruşluk bir demir pahasına alınabilir." ifadesinde "antika" ve "kaba demirci çarşıları" neyi temsil ediyor?

  16. "İnsanın kıymeti, o san’at-ı Rabbâniyeye göre olur; ve âyine-i Samedâniye itibarıyladır." İzah eder misiniz; bizler maddi sanattan ziyade manevi sanata mı odaklanmalıyız? "Risaleleri neden çok okuyorsunuz?" diye sorulduğunda nasıl cevap verebiliriz?

  17. “İşte insan, Cenâb-ı Hakk'ın böyle antika bir sanatıdır ve en nâzik ve nâzenin bir mu’cize-i kudretidir ki, insanı bütün esmâsının cilvesine mazhar ve nakışlarına medâr ve kâinata bir misâl-i musağğar sûretinde yaratmıştır.” cümlesini açıklar mısınız?

  18. "Sâni unutulsa, Sânie müteveccih mânevî cihetler de anlaşılmaz, adeta başaşağı düşer. O mânidar âli san'atların ve mânevî âli nakışların çoğu gizlenir." cümlelerini izah eder misiniz?

  19. Yirmi Üçüncü Söz'de geçen; "beş kuruş" ifadesi ile ne kastedilmektedir?

  20. "İnsanların san'atları içinde nasılki maddenin kıymeti ile san'atın kıymeti ayrı ayrıdır. Bâzan müsavi, bâzan madde daha kıymettar, bâzan oluyor ki; beş kuruşluk demir gibi bir maddede beş liralık bir san'at bulunuyor. Belki bâzan, antika olan bir san'at, bir milyon kıymeti aldığı halde, maddesi beş kuruşa da değmiyor..." Bu ifadelerde ne anlatılmak isteniyor?

  21. "İnsanların san’atları içinde, nasıl ki maddenin kıymetiyle san’atın kıymeti ayrı ayrıdır. Bazan müsavi, bazan madde daha kıymettar; bazan oluyor ki, beş kuruşluk demir gibi bir maddede beş liralık bir san’at bulunuyor..." İzah eder misiniz?

  22. Madde ve Sanatın Kıymeti Nedir?

  23. "Maddenin gayesi ve meyvesi ise, dediğimiz gibi, kısacık bir ömürde, hayvânâtın en âcizi ve en muhtacı ve en kederlisi olduğu bir halde, yalnız cüz'î bir hayat geçirmektir. Sonra tefessüh eder, gider. İşte, küfür böyle mahiyet-i insaniyeyi yıkar, elmastan kömüre kalb eder." izah?

  24. "Bâki kalan ve gözle görülen bir kısmı ise, süflî esbaba ve tabiata ve tesadüfe verilip, nihayet sukut eder. Her biri birer parlak elmas iken, birer sönük şişe olurlar..." cümlelerini ve baki kalmayı nasıl anlamalıyız?

  25. "Kısacık bir ömürde, hayvânâtın en âcizi ve en muhtacı ve en kederlisi olduğu bir halde,.." Bizden (insanlardan) daha aciz hayvanlar yok mu?

Yükleniyor...