Bu intisap sayesinde insan “sanat-ı İlâhîye ve nukuşu esmâ-i Rabbaniye” itibariyle nasıl bir kıymet alıyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın hakiki kıymeti, “Allah'ın ahsen-i takvimde yarattığı en güzel ve en mükemmel mahlûk” olmasındadır. İman etmekle bu büyük kıymetin farkına varan insan, kendinde tecelli eden İlâhî isimlerin her birini düşündükçe hem Rabbine şükreder, hem de Allah katındaki kıymeti bu tefekkürle daha da artar. Bedeninin ve ona takılı her bir organının şekline bakan bir mü’min, Allah’ın tasvir fiilinin ve Musavvir isminin en mükemmel olarak bu bedende tecelli ettiğini düşünür. Anne rahminde kendinden hiç haberi yokken, iç içe karanlıkların ötesinde ona bu mükemmel bedenin ihsan edilmesinden dolayı kalbi şükür ve minnet duygularıyla dolar.

Allah’ın ihya (hayat verme) fiilinin ve Muhyi (hayatı veren) isminin de yine en güzel ve mükemmel olarak insanda tecelli etmesi, ona ayrı bir kıymet kazandırır. Balıklardan aslanlara, cinlerden meleklere kadar bütün canlılara hayat ihsan eden Allah, bu en büyük nimetini, en mükemmel şekilde insanda sergilemiştir.

Keza, terzik fiili ve Rezzak ismi de en ileri derecede insanda icra edilmiş ve kendini okutmuştur. İnsana ihsan edilen rızıklar saymakla bitmez. Bazı hayvanlar, miktar olarak, insandan daha fazla yeseler bile, bu kadar çeşitli ve lezzetli nimetler hiçbir hayvana ihsan edilmemiştir.

Diğer esmâ-i İlâhiyeyi de aynı şekilde düşündüğümüzde, insanın her bir ismin tecellisiyle ayrı bir şeref kazandığını ve ayrı bir kemâl bulduğunu anlar ve Rabbimize esmâ-i İlâhîyenin tecellileri sayısınca hamd ve şükrederiz.

Biz, İlâhî san’atlardan ancak gözümüze çarpan ve nazar sahamıza girenleri bir derece tefekkür ediyor ve Allah’ın ne kadar büyük ve üstün bir san’atı olduğumuzu anlamaya çalışıyoruz. Rabbimizin çok daha derin ve ince san’atlarını göremiyoruz.

Mütehassıs ilim adamlarımızın kendi sahalarında verdikleri misaller hem onları hem de dinleyen herkesi hayretler içinde bırakıyor. Bin kere büyütüldüğünde ancak küçük bir nokta kadar görülebilen bir hücrede, beş bin tane gen bulunduğunu ve yine insanın her hücresinde bütün organlarının manevî planının mevcut olduğunu dinlediğimizde, Allah’ın sonsuz kudreti gibi nihâyetsiz ilim ve hikmetine de akıl erdiremeyeceğimizi çok iyi anlıyoruz.

İnsanın hakikati, kıymeti, ruhunun melekleri çok gerilerde bırakan istidatlarla mücehhez bulunmasında ve onun hanesi olan bedeninin, yaklaşık, yüz trilyon hücreden yapılmış bir kudret ve hikmet mu’cizesi olmasında aranmalıdır. İnsanın makam ve servet yönüyle başka insanlardan üstün olması ve onların nazarında büyük addedilmesi, bu hakikî kıymeti yanında kayda değmeyecek kadar küçük ve ehemmiyetsiz kalır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...