"Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin." İzah eder misiniz; bu noktada atılması gereken adımlar neler olabilir?
Değerli Kardeşimiz;
Sahiplenme hissi herkesin derece ve mertebesine göre değişebilir.
Sahiplenmenin en alt mertebesini; "Farzları yapıp kebairi terk etmek, beş vakit namazın ardından tesbihatı yapıp her gün Risale-i Nur'dan istifade edip bir başkasının istifadesine de vesile olmak" şeklinde tarif edebiliriz.
Bundan sonrası kişinin manevi kuvvetine, ihlas ve sadakatine göre değişir.
Mesela Üstad'ın “dünyaya değişmem” dediği Zübeyir Gündüzalp Ağabey; hayatını, memuriyetini, aile ve taallukatını bir kenara bırakıp Risale-i Nur'da tam fâni olmuştur. Dünyevî bir işle meşgul olmayı Nurlara ihanet ve sadakatsizlik olarak görmüştür.
Neşir ve hizmeti; Risalelerdeki hakikatlerin insanlığa ulaştırılması ve bu eserlerin okunmasının temin edilmesi demektir. Bu vadide atılan her adım neşir hizmetine girmektedir. İlla doğrudan doğruya birilerine Risale okumak şart değildir. Her şekilde olan vesilelik bu daireye dâhildir. Maddi ve bedeni, mesai verme şeklindeki yardıma kadar, her türlü faaliyet neşir hizmetine girmektedir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Talebeliğin şartlarından olan kendi malı gibi sahip çıkma ne demektir izah edermisiniz.
Kendi malı gibi sahip çıkma ifadesi Risale-i Nura azami seviyede sadakat gösterme, Risale-i Nurda ki iman hakikatlerini neşretmeyi hayatının birinci gayesi ve vazifesi bilmesi, Risale-i Nuru sanki kendi telif etmiş gibi sahiplenmesi ve benimsemesi, hadiselere ve hayata Risale-i Nurun penceresinden bakması, Risale-i Nurla azami meşgul olması vesaire gibi anlamlara geliyor.
İnsan kendi evi kendi işyeri kendi mülkü hakkında nasıl en üst seviyede bir sahiplenme ve benimseme içinde ise aynı benimseme ve sahiplenmeyi Risale-i Nur içinde yapmakla ancak talebe vasfını kazanabilir. Kiracı gibi davranan birisi talebe olamaz.
Risale-i Nur talebesi olmanın ve ona liyakat kesbetmenin daha birçok esası ve ölçüsü vardır. Risalelerde bu esaslar ortaya konmuştur. Bunların başında gelen en mühimleri başta tahkikî imanı kazanmak olmak üzere, ihlas, uhuvvet, tesanüd, sadakat, istiğna, sebat, metanet ve enaniyetten tahaffuz etmektir. Hakiki bir nur talebesi olmanın şartları bu ölçü ve esasların hayata hayat olmasıdır. Yani iyi ve hakiki bir Nur talebesi, tahkiki imanda terakkî ederken ihlası esas tutması, yani amelinde ve niyetinde rıza-i İlâhi olması, ubudiyetini ve hizmetini sırf emr-i İlahi için yapması elzemdir. Bunun için İhlas ve Uhuvvet Risâleleri en güzel rehberdir.