"Su-izan" hakkında Risalelerde bilgi verilmiş mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Suizan: İnsanlar hakkında delil ve mesnedi olmadığı halde kötü zanna ve düşünceye sahip olmak ve başkasının hareket ve davranışlarını, yine delilsiz ve ispatsız kötü zannetme ve kötüye yormadır.

Hüsn-ü zannın gereği, başkalarının “hikmetini bilmediğimiz işlerini” kötülemekten ve çirkin görmekten sakınmaktır. Bu genel bir tavsiye olmakla birlikte, ikinci cümlede, söz yine eslaf-ı izama getirilir ve özellikle onların hallerini beğenmemekten ve onlara su-izan etmekten hassasiyetle kaçınmamız istenir. Çünkü onlara yapılan su-i zan ferdî kalmaz, onların izinde giden, onları mürşit edinmiş kişilere de zarar vereceğinden toplum hayatında büyük yaralar açabilir.

Üstad Hazretleri mazide İslâm’a büyük hizmetlerde bulunarak bu dinin bize kadar ulaşmasında emeği geçen âlim ve mürşitlere hürmet ve muhabbet üzerinde önemle durur. Onların, hikmetini bilmediğimiz bir sözünü ele alıp, o büyüklerin bütün kemallerini ve hizmetlerini inkâr yoluna gitmek en azından insafsızlıktır. En azından diyoruz, çünkü onları nazarlardan düşürmek İslâm’a da büyük bir zarardır.

Bu konuda Bediüzzaman’dan önemli bir ölçü:

Üstad Hazretleri Muhyiddin-i Arabî Hazretlerinin mesleğini bugünkü insanlara anlatmanın zarar olacağını, o mesleğin şaşaalı görünmekle birlikte sahabe mesleğine göre “nakıs bir meşreb” olduğunu ilmen ispat etmekle birlikte, Muhyiddin-i Arabi Hazretleri için “Ulum-u İslamiyenin bir mucizesi”, Vahdetü’l-Vücut için de “salih bir meşrep” tabirlerini kullanarak, talebelerini o büyük zata ve mesleğine su-i zan beslemekten ve karşı çıkmaktan hassasiyetle korumuştur.

Meselenin bir de manevî sorumluluk boyutu var. Onun da önemle dikkate alınması gerekiyor. Bir askerin onbaşıya karşı gelmesiyle ordu komutanına karşı gelmesinin cezaları birbirinden farklıdır. Makam yükseldikçe ceza da artar. Birincisinde sadece birkaç tokat yemekle kurtulsa da ikincisinde hapse girmesi mukadder olur.

Aynı şekilde avamdan bir mümine su-izan etmekle, bir büyük veliye yahut bir peygambere su-izan etmenin de manevî sorumluluğu birbirinden çok farklıdır. Dilimizi bilgisizce, gereksiz olarak ve hissimize kapılarak kullanıp kendimizi tehlikeye atmaktan hassasiyetle uzak durmamız gerekiyor.

“Sû’-i zan ise, maddî ve manevî içtimaiyatı zedeler” cümlesinde su-i zannın sadece manevî sorumluluk getirmekle kalmayıp maddî hayatımıza da zarar verdiğine dikkat çekiliyor.

Üstad Hazretleri terakki ve asayişin üç esasını şöyle tespit eder:

“Mesailerin tanzimi, mabeynlerindeki emniyetin tesisi, teavün düsturunun teshili.”

İkinci madde ancak hüsn-ü zanla hayata geçirilebilir. Yani birbirimize itimat ve emniyet etmemiz ancak hüsn-ü zanla mümkündür. Aksi halde, bir araya gelemez, sermayelerimizi birleştirip daha güçlü şirketler kuramaz ve zayıf düşeriz. Gerekli her türlü kanunî tedbiri almak elbette çok önemlidir, ancak vesveseye varacak derecede su-i zan beslemek de maddî terakkimize büyük zarar verir.

Üstad Hazretleri bu manevî hastalık hakkında şu tespitleri yapıyor:

"Dördüncü hastalık su-i zandır. Evet insan, hüsn-ü zanna me'murdur. İnsan, herkesi kendisinden üstün bilmelidir. Kendisinde bulunan su-i ahlâkı, su-i zan saikasıyla başkalara teşmil etmesin. Ve başkaların bazı harekâtını, hikmetini bilmediğinden takbih etmesin. Binaenaleyh eslâf-ı izâmın hikmetini bilmediğimiz bazı hâllerini beğenmemek su-i zandır. Su-i zan ise, maddi mânevi içtimâiyâtı zedeler."(1)

"Elhasıl: Muhabbet, uhuvvet, sevmek, İslâmiyetin mizacıdır, rabıtasıdır. Ehl-i adâvet, mizacı bozulmuş bir çocuğa benziyor ki, ağlamak ister; birşey arıyor ki onunla ağlasın. Sinek kanadı kadar ehemmiyetsiz birşey, ağlamasına bahane olur. Hem insafsız, bedbîn bir adama benzer ki, su-i zan mümkün oldukça hüsn-ü zan etmez. Bir seyyie ile on haseneyi örter. Bu ise, seciye-i İslâmiye olan insaf ve hüsn-ü zan bunu reddeder."(2)

"İnat, bazan müfrit fırka müteassıplarına, dalâl ve batılı iltizam ettirir. Şeytan birisine yardım etse, melek der, rahmet okutur. Ötekinde melek görse, libasını değiştirmiştir der, lânet eder. Su-i zan ve hüsn-ü zan nazarıyla, dürbünün iki tarafı gibi leh, aleyhtar... Vâhi emareyi burhan, burhanı vâhi emare görür."(3)

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnev-i Nuriye, Katre.

(2) bk. Hutbe-i Şâmiye,

(3) bk. Sünuhat, Rüyada Bir Hitabe.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...