Dört çeşit hastalıktan dördüncüsü olan “suizan” hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Dördüncü Hastalık: 'Sû'-i zan'dır. Evet insan hüsn-ü zanna memurdur. İnsan, herkesi kendisinden üstün bilmelidir."

Hüsün; güzellik, iyilik, hoşluk, kemalât, mükemmellik demektir.

Hüsn-ü zan ise, sözleri, işleri ve davranışları iyiye yormak, müsbet manada te’vil etmek demektir. Zıddı, su-i zandır.

Şehir şehir dolaşıp konferans veren bir kişi hakkında iki türlü değerlendirme yapılabilir: Birisi, “Bu adam çok hamiyetli ve gayretli. İnsanlara faydalı olmak için durup dinlenmeden çalışıyor.”

Böyle düşünmek hüsn-ü zandır.

Diğer te’vil ise, “Bu adam ya meb’us olmak, ya şöhret kazanmak yahut maddî bir menfaat için dolaşıyor.”

Böyle bir düşünce ise ise su-i zandır.

Bir sonraki cümlede su-i zannın kaynağı şöyle nazara veriliyor:

“Kendisinde bulunan sû'-i ahlâkı, sû'-i zan saikasıyla başkalara teşmil etmesin.” (1)

Verdiğimiz misal üzerinde konuşacak olursak, bu konferansçıya su-i zan etmenin kaynağı sû’i ahlâktır. Yani, su-i zan eden kişinin iç âleminde şu değerlendirme hâkimdir: “Ben bu kadar şehir gezsem, bu kadar insana hitap etsem, karşılığında ya maddî bir kazanç yahut şan ve şöhret beklerim. O halde bu adam da bu işi böyle bir maksat için yapmaktadır.”

Böylece kendi kötü ahlâkını ve kötü niyetini o adama da teşmil etmiş olur.

Su-i zan hastalığına yakalanan kimse, bunun bir günah olduğunu dikkate alarak, kardeşliğin ve muhabbetin bu büyük düşmanına karşı iç âleminde cephe almalı ve nefsine şu mesajı vermelidir: “Sende bir eğrilik ve bir yanlışlık olmasa böyle düşünmezsin. Evvela seni bu kötü düşüncelerden kurtarmak gerekiyor.”

“Sû'-i zan ise, maddî ve manevî içtimaiyatı zedeler.” cümlesinde su-i zannın sadece manevî vebal getirmekle kalmayıp maddî hayatımıza da zarar verdiğine dikkat çekiliyor.

Üstad Hazretleri terakki ve asayişin üç esasını şöyle tespit eder:

“Mesailerin tanzimi, mabeynlerindeki emniyetin tesisi, teavün düsturunun teshili.”(2)

İkinci madde ancak hüsn-ü zanla hayata geçirilebilir. Yani birbirimize itimat ve emniyet etmemiz ancak hüsn-ü zanla mümkündür. Aksi halde, bir araya gelemez, sermayelerimizi birleştirip daha güçlü şirketler kuramaz ve zayıf düşeriz. Gerekli her türlü kanunî tedbiri almak elbette çok ehemmiyetlidir, ancak vesveseye varacak derecede su-i zan beslemek de maddî terakkimize büyük zarar verir.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Katre, Hatime.
(2) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a, Yedinci Nota.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...