"Sûre-i Rahmân’da tekrar edilen فَبِأَىِّ اٰلاَءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ âyeti ile Sûre-i Mürselât’ta وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ âyeti, cin ve nev-i beşerin, kâinatı..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Kâinatın birinci maksadı, Allah’ı insanlara tanıtmak ve sevdirmektir. Allah, kâinatı ve şuur sahibi varlıkları kendini tanıtmak ve sevdirmek için yaratmıştır. Küfür; kâinattaki bütün mevcudatın hukuklarına bir tecavüz ve hakarettir.
Bütün mevcudat bu maksat etrafında kümelenmiş hizmet ederken, insanın bunu görmezden gelmesi ve inkâr etmesi, bir cihetle atomdan gezegenlere kadar her mevcudun hareket ve vazifesini hafife almak ve onların haklarına bir tecavüz etmektir. "Şirk büyük bir zulümdür." ayeti, buna işaret ediyor.
Diğer bir husus; bir devlet, insanlara ve topluma maddî ve manevî zarar veren suçlulara nasıl kamu davası açıp ceza veriyorsa, aynı şekilde iman etmeyen ya da ubudiyet vazifesini yerine getirmeyen insan da kâinat sarayında hizmet eden diğer bütün mahlûkatın hukukunu çiğnemiş olduğundan, elim bir azaba dûçar olacaktır. Zira insanın iman etmemesi ve ibadeti terk etmesi şahsî bir cinayet değil, umumun hakkına yapılmış bir haksızlıktır.
İşte Rahman ve Mürselat sûresindeki tehdit ifadelerinin çok tekrar ve te’yid edilmesinde, mahlûkatın hakkının sorulması mânası da vardır. İman ve küfür mücadelesinde ve kavgasında serdedilen tehditlerin tekrarı Celalî bir meydan okuma ve ehl-i imanı müdafaadır.
Küfür ve isyanda olanlar; âlemin her şeyini, bütün faaliyetlerini, sayısız hikmetlerini, o güzel neticelerini ve kemalatını faydasız, gayesiz ve abes görmektedirler. Ayrıca küfür ve isyan; bütün bir kâinatı tahkir etmek, kıymetsiz ve mânâsız görmektir. Bütün mahlûkatın hakikatleri esmâ-i İlâhîyeye istinad ettiğinden, mahlûkata yapılan bu tahkir esmâ-i İlâhîyeyi de tezyif mânası taşır. Yani o mükemmel tecellileri ehemmiyetsiz görür, dikkate almaz, düşünmeye değer bulmaz. Bu ise, o esmâya karşı büyük bir cinayettir.
Küfre giren kişi; Allah’ı tesbih eden o varlıkları kendi isyanına ortak eder, küfür ve isyan yoluna onların yardımlarıyla girer. Bu ise o varlıklara büyük bir hakarettir.
Küfür; Cenâb-ı Hakk'ın varlığına ve birliğine delil olan bütün mahlûkatı, sonsuz nimetleri, lütuf ve ikramları inkârdır. Mahlûkatın şerefine, izzet ve haysiyetine tecavüzdür. Cinayeti azim olan böyle bir insanı, Cenâb-ı Hakk’ın ebedî cehenneme atması gayet hikmetlidir ve adalettir.
Büyük bir ticaret gemisinde çalışan yüzlerce insan var. Bu insanların gayesi geminin gideceği hedefe sâlimen ulaşmasıdır. Bunun için de çalışanlarının hepsi hizmet ve vazifesini eksiksiz olarak yapıyorlar. Gemide dümencilik vazifesi yapan kaptan, dümeni hedef rotasından saptırırsa veya vazifesini terk ederse sefine batar veya bir karaya oturur. Dümencinin bu hatası gemide çalışanların hakkına tecavüz olduğu, onların gayretlerini heba ettiği için, hepsi ondan davacı olur ve hakkını almak ister.
Geminin kaptanı; "Ben sadece dümeni ters yöne çevirdim. Bu çok basit bir harekettir" diyerek kendini savunamaz. Çünkü onun küçük bir hatası ve yanlış bir hareketi, geminin karaya oturmasına veya batmasına sebep olmuş, yüzlerce çalışanın gayreti heba olmuş, hak ve hukuku çiğnenmiştir.
İşte şu kâinat büyük bir gemi hükmündedir. Bu kâinattaki unsurlar ve mahlûkat ise hava, toprak, su, güneş, hayvanat, nebatat gibi misaldeki geminin hizmetlileri ve ameleleridir. İnsan ise, bütün kâinatın hizmet ettiği kendi vücud gemisinin dümencisi hükmündedir. Vazifesi ise kâinat sahifesinde tecelli eden İlâhî isim ve sıfatları talim edip muktezasınca amel etmektir. Yani insanın vazifesi ve gayesi iman ve ibadettir. Kâinattaki diğer bütün mahlûkat bunun için tanzim ve terbiye edilmiş ve insanın hizmetine verilmiştir. Dolayısı ile insan, vazifesi olan iman ve ibadeti terk ederse, ona hizmet eden bütün varlıkların hukukuna tecavüz etmiş olur. Bu da büyük bir cinayettir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü