"Tasarruf-u kudretin vüs’ati, vesâit ve muinleri reddeder. O Kadîr-i Zülcelâl, tasarruf-u kudreti, tevessü-ü tesiri noktasında oluyor şemsimiz zerre-misal..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Tasarruf-u kudretin vüs’ati, vesâit ve muinleri reddeder"

"O Kadîr-i Zülcelâl, tasarruf-u kudreti, tevessü-ü tesiri noktasında oluyor şemsimiz zerre-misal."

"Nev-i vâhidde olan tasarruf-u azîmi mesafesi vâsidir. İki zerre beyninde cazibeyi ele al,"

"Git de tâ şemsüşşümus ve kehkeşan beynindeki cazibenin yanında koy."

"Yükü bir kar tanesi bir melek, şemsi ele almış bir şems-misal meleğin yanına getir. İğne kadar bir balığı, balina balığı da yan yana bırak. O Kadîr-i Ezelî-i Zülcelâl..."(1)

Allah’ın kudreti sonsuz olduğu için, yardımcılara ve ortaklara ihtiyaç duymaz.

Bu yüzden kâinattaki sebepler, Allah’ın kudretine -hâşâ- yardımcı ve ortak değil, İlahî isim ve sıfatların tecellisinde birer perdedir. Cenab-ı Hak bu hikmet dünyasında her şeyi sebeplerin eliyle yaratıyor. Şayet neticeler sebepler araya girmeden def’î ve anî olarak yaratılsaldı, o zaman birçok İlahî isim tecellisiz kalırdı.

Allah’ın (c.c.) iki farklı yaratma tarzı vardır; birisi ibda diğeri inşadır.

İbda tarzı yaratma, def’î ve anî bir şekilde her şeyin sebepsiz ve müddetsiz yoktan var edilmesidir. Bu tarz yaratma daha çok eşyanın ilk olarak yoktan var edilmesidir. Ya da eşyaya kaynaklık eden temel maddelerin yoktan ihdasıdır.

İnşa ise, eşyanın zaman ve müddet içinde sebeplerin eli ile yaratılmasıdır. Bu tarz yaratmada talim ve terbiye esastır. Allah bu inşa tarzı yaratmasında kendi maharet ve hünerlerini unvan ve isimlerini insanlara göstermek ve izhar etmek istiyor. Bu yüzden anî ve def’î değil, tedricen yapıyor. Çekirdek içerisine ağacın bütün programını yerleştirmek ayrı bir san’attır ve bir ilim mucizesidir. O çekirdeği açmak ayrı bir İlâhî fiildir ve Fettah isminin tecellisiyle meydana gelir. Açılan bu çekirdeğin yeryüzüne çıkarılması, fidan olması, ağaç olması ve sonunda ondan yaprakların, çiçeklerin, meyvelerin çıkması, o meyvelere renkler, şekiller giydirilmesi, içlerine rızık maddelerinin yerleştirilmesi ve her meyvenin bütün çekirdeklerine ağacının plan ve programının yerleştirilmesi birbirinden farklı işlerdir. Ve bunların her biri ayrı bir ismin veya isimlerin tecellisiyle meydana gelir.

Eğer bir meyve, içindeki çekirdekleriyle birlikte hiçbir sebep istimal edilmeksizin doğrudan yaratılsaydı birçok isim tecellî etmemiş olacaktı.

İlahî kudret karşısında bir küçük atomun yaratılması ile bir güneş sisteminin yaratılması arasında bir fark yoktur. Milyonlarca ton ağırlığındaki bir gezegenin kaldırılması ile bir gram ağırlığındaki toz zerresinin kaldırılması, sonsuz kudret yanında eşittir.

Bir atomun idare edilmesi ile trilyonlarca atomun idare edilmesi İlahî kudret yanında eşittir.

Allah’ın sonsuz kudreti, mertebeden ve dereceden münezzehtir. Yani sonsuz bir kudret karşısında her şey eşittir. Bir güneş ile atomun yaratılması ve idaresi, Allah’ın kudreti yanında zorluk itibariyle birdir. Güneş ağırlık bakımından atoma nisbetle, Allah’ın kudretini zorlayamaz ya da zerre daha hafif olur, denilemez.

Mertebe ve derece, ancak cüz’î ve sınırlı kudretlerde olur.

Mesela, insandaki kudret kayıtlı ve sınırlı olduğu için, bir bardağı kaldırmakla bir masayı kaldırmak arasında fark vardır. Bardağı kaldırmak, insana daha hafif ve rahat gelirken, masayı kaldırmak daha ağır ve zor gelir.

Büyük-küçük, geniş-dar, ağır-hafif, uzun-kısa gibi mefhumlar ve kayıtlar, sadece cüz’î ve nisbî kudretler için geçerlidir. Bu yüzden, Allah’ın kudreti yanında bir baharı yaratmak ile bir çiçeği yaratmak eşittir. Baharı yaratırken çiçeğe nisbetle daha fazla kuvvet sarfetme diye bir şey yoktur; ikisi de aynı kudret ile yaratılıyor demektir. Güneşin ihatalı ışığının yanında koca bir dağ ile küçük bir taşı aydınlatmasının bir olması gibi....

1) bk. Sözler, Lemeât.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...