"Ferdiyet olmazsa, beşerin bütün metalip ve arzuları sönecek. Hem hilkat-i kâinatın neticeleri hiçe inecek, hem mevcut ve muhakkak olan ekser kemâlâtın in'idâmına vesile olacak." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ferdiyet-i Rabbâniye ve vahdet-i İlâhiye, bütün kemâlâtın medarı, esası olduğu ve kâinatın hilkatindeki hikmetlerin ve maksatların menşei ve madeni olduğu gibi, zîşuur ve zîaklın, hususan insanın metalibinin ve arzularının husul bulmasının menbaı ve çare-i yegânesidir. Eğer ferdiyet olmazsa, beşerin bütün metalip ve arzuları sönecek. Hem hilkat-i kâinatın neticeleri hiçe inecek, hem mevcut ve muhakkak olan ekser kemâlâtın in'idâmına vesile olacak."

"Meselâ, insanda en şedit ve sarsılmaz ve aşk derecesinde bir arzu-yu beka var. Ve o matlabı vermek için, bütün kâinatı sırr-ı ferdiyetle kabzasında tutan ve bir menzili kapayıp öbür menzili açmak gibi kolay bir surette dünyayı kapayıp âhireti açabilir bir Zat, o arzu-yu bekayı yerine getirebilir. Ve bu arzu gibi, ebede uzanmış ve kâinatın etrafına yayılmış, beşerin binler arzuları, sırr-ı ferdiyete ve hakikat-i tevhide bağlıdırlar. Eğer o ferdiyet olmazsa, onlar olmaz, akîm kalırlar. Ve vahdetle bütün kâinata birden tasarruf eden bir Zât-ı Ferd olmazsa, o matlaplar yerine gelmez. Farazâ gelse de çok nâkıs olur."

"İşte bu sırr-ı azîm içindir ki, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, tevhid ve ferdiyeti pek çok tekrarla, kuvvetli bir hararetle, yüksek bir halâvetle ders verdiği gibi, bütün enbiya ve asfiya ve evliya, en büyük zevklerini ve saadetlerini, kelime-i tevhid olan Lâ ilâhe illâ Hû'da buluyorlar."(1)

"Ferdiyet"; Allah’ın hem zatında hem de sıfatlarında eşsiz, nazirsiz, benzersiz bir ve tek olması demektir. Bu ise tevhit inancının temeli ve esasıdır.

Allah’ın varlığı, insanın var olmasına, bütün ihtiyaç ve taleplerinin karşılanmasına da bir sebeptir. İnsanın talep ve ihtiyaçlarının karşılanması ise kâinattaki nizama tabi kılınmıştır. İnsanın maddî ve manevî bütün talep ve ihtiyaçları zımnen ve dolaylı bir şekilde tevhide ram olmuş, onunla kaimdir.

İki ilah tasavvuru, kâinattaki nizamının yok olmasına sebebiyet verecektir. Bu husus bir âyette mealen şöyle ifade edilmektedir: “Yerde, gökte Allah’tan başka ilahlar olsa idi, yer ve gök fesada uğrardı.” (Enbiya Suresi, 21/22)

Sonsuz sıfatlar, mutlak irade, nihayetsiz ilim ve kudret ancak bir ilahta bulunabilir. Vehmedilen iki ilahın her ikisinin de sonsuz kudret sahibi olmaları gerekecektir, bu ise muhaldir. Bu ilahların her ikisinin de iradelerini icra etmeleri icap eder. Bir işi her ikisi farklı şekilde irade ettiklerinde her ikisinin de emrinin yerine gelmesi gerekecektir. Bu ise mümkün değildir. Bu iki zıt irade o şeyin meydana gelmesini imkânsız kılar ve o şey fesada gider, yani varlık sahasına çıkamaz.

Şayet iki ilah olmuş olsa kâinatta nizam ve ahenk fesada uğrardı; bu çekişme yüzünden kâinatta kavga ve gürültünün olması gerekirdi. Kâinatta her hangi bir fesat, çekişme ve intizamsızlık alameti olmadığına göre, ilah da tektir. Bu inceliğe Üstad Hazretleri "Bir köyde iki muhtar olmaz." ifadesi ile işaret ediyor.

Bir köyde iki muhtar, bir vilayette iki vali, bir dairede iki âmir olsa, orada intizam bozulur ve kargaşa olur. Birlik ve nizam, hâkim ve müdebbirin tek olduğunu gösterir. Kâinatın tümündeki hassas ahenk, eşsiz nizam, ince intizam ve mükemmel birlik; Cenab-ı Hakk’ın Vahid, Ehad, Ferd, Samed, tek ve yekta olduğunu kat’i bir surette ispat ediyor. Şayet kâinata çok eller müdahale etse idi, bu muazzam intizam ve ahengi yerle bir eder, her şey harap olurdu. Zira çok ellerin müdahil olduğu bir yerde, karmaşa ve ihtilaf hâkim olur. Karmaşa ve ihtilafın hükmettiği bir yerde de, intizam ve ahenk olmaz.

İnsan bedenindeki bütün atomlar, hücreler ve bunlardan dokunan organlar bir tek ruhun emrindedirler. Böylece bütün beden bir tek hücre gibi kolay idare edilir. O tek ruh olmazsa, bedendeki harika işlerin her biri için ayrı bir ruh gerekir. Bedende iki ruh olursa beden fesada gider. Biri sağa bakmak isterken, diğeri sola bakmak isteyecek, biri bir yöne gidilmesini irade ederken, diğeri başka bir menzili arzu edecek ve bedende hiçbir icraat yapılamayacaktır.

Ağaçtaki büyüme kanunu birdir, her yaprağın ve her çiçeğin yanındadır, hepsini birlikte idare eder. O binlerce çiçeğin ve yaprağın o kanunla münasebeti kesilse, onların her biri için ayrı bir ağaç gerekecektir.

Öte yandan, bir ağaçtan binlerce yaprağın çıkması gayet kolay olduğu halde, birkaç ağacın bir yaprak vermesi imkânsızdır.

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Dördüncü Nükte.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...